7/6/2009 · Kategori: siir

Suya Dökülen Hüzünler....

 

Niye bu
sahili seviyorum düşünüyorum. Sahil işte dalgalar kuşların geceye
bıraktıkları çığlık rüzgarın dalgalarla raksı. Kafamda bin türlü soru.

Neden hâlâ seni unutamadığım sorusu hepsinden daha ağır. Ağır Sevda
dedikleri duygu buymuş oysa..


Beynimin içinde gecen türlü uğultuların ne olduğunu
düşündüm.

Çaresizlik bu olsa gerek. Koca bir iç geçirme buğulanan
bakışlar...Gözlerim bakıyor fakat ötelere medyun sana iştiyak içinde..

Seninle olduğum zamanlar üşümenin ne olduğunu hiç
bilemedim. Çünkü sen üşüyordun bende kendi üşümelerimi unutuyordum.

Oysa yalnızlık adamı öyle üşütüyor ki. Sevda adamı değil
kışta ağustosta bile üşütür.


Gözlerimden inen yaşlara direnmek istiyorum.
Dudaklarımı ısırmak. Çaresizce dişlerimi sıkmak.

İçimde kaynayan volkanlar alev alev yanan ben.
Yutkunamadım bir senin ayrılığın. Boğuluyorum... Nefesim kesik kesik...

Bu şehir bu kadar dar değildi oysa bu şehir bu kadar
hüzünlü... Kaç kişi boğazın sahillerde denizi seyretmiştir acaba.

Kaç kişi benden öncesini düşündüğüm gibi kendinden
öncesini düşünmüştür. Kaç sevdalı kendini boğazın serin sularına bırakmak
istemiştir.

Kaç kişi niye beklediğini düşünmüştür. Kaç kişiye
saniyeler saat saatler yıl olmuştur. Zamansızlık bu olsa gerek..
Tarifsizlik.. Çaresizlik..


Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor
beynimde sözler kelimeler. Geride kalan yılların bende bıraktığı amansız
izleri.

Geleceğimi düşünememenin korkuları. Hangisine çare
olabilirim... Geçmişe mi geleceğe mi ya sensizliğe. Yaralarımın
içinde en büyüğüsün. Kapanmayan tek yara.

Biliyorum ki bende bu yaraları açanlar geri gelseler bana
hayatımı geri verseler gene de izi kalır. Yine de hepinizi çok seviyorum.


Yalancı hayallerimde bitti artık. Kendimi
kandıracağım hayallerimde bitti. İşte burdayım. Kendimle hesaplaşmadayım.
Mevsimleri kış... Günlerim zemheri.

Senden kalan çaresizliğim senden kalan gri özlemler...
Senden kalan yıkılmış bir şehir. İstanbul dimdik oysa ama yıkılan İstanbul
değil ki yıkılan gönlümdeki kaleler.

Şimdi savunmasızım. Savaş meydanında ordusu yitirmiş
komutan gibi çaresiz ve hazin. Ateş gibi çöken bu hasrete hiç bir yağmur
yetmez sanırım.

Ne kadar daha yürüyeceğim bu yolu bilmiyorum. Her
yanımda ürkütücü bir dinginlik var. Herkesin sokakların da kendi geceleri
kendi gölgeleri.

Benim sokaklarımda senin yadın senin adın. Gözlerim
yanıyor biliyorum ki kıpkırmızı. Yüzüme inen her yağmur damlası sen gibi
okşuyor beni.

İstanbul gözlerin olmuş gözlerime bakıyor. Aramızda
sonsuz uçurumlar bende isyansız çığlıklar. Ağıtlarım yokluğunda sancılı.
Bu sancı bu ağrı bu acı biterse sen ile bitecek.

Yüzümde ince bir tebessüm gönlümde senin yazıtların
söylenen davudi şarkılar şarkılara eşlik toprağa düşen yağmur damlaları.

Devam eder bu hasret...

Sonsuza kadar...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »