Seni Ölümüne Sevdim...

2010-04-10 13:54:00

 

Seni Ölümüne Sevdim

Fırtınasız sade bir hayatım vardı senden önce. yaşıyormuydum, bilemem. Sıradanlığın griliği içinde kaybolmuş insanlar arasında yaşamaya çalışıyordum. Ölmeye hakkım yoktu, biliyordum.

Sonra sen geldin. Normal değildi gelişin. Yakıp yıkarak, dünyamı altüst ederek geldin. Davetsiz ama özlenen bir misafir gibi. Kasırgalar koptu yaprak kıpırdamayan dünyamda. Oradan oraya savrulmaya başladım. içtiğim su gibi, yediğim ekmek gibi oldun. nefesim olup içime doldun. sesini duymadığım gün, boğulduğumu hissettim; artık can olmuştun. sonra delice aktın damarlarımda; kan oldun bana. ölüme eşdeğerdi sensizlik.

Ama, baştan ayağa yasaktın, imkansızdın; yıkamadığım, aşamayacağım engellerin ardında. Ölüm bir madalyon gibi boynumdaydı artık. Sensiz ölüyordum; ama seninle de ölümdü ölümdü hayat. Uzak durmak istedim, yaklaşmamak. Akıllı hiçbir insan, yanacağını bile bile yaklaşmazdı ateşe. Oysa ben, ateşle oynuyordum. Anladım ki, sevgim deliliğimdi. Sen gelirken aklım firar etmişti. Düşünmeden, delice sevdim; hesapsız, karşılıksız.

Ya sen?... önce aklımı aldın; başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi. senden başkasını konuşamaz, yazamaz oldum. gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti. ben, bende değildim artık. beni almıştın; çalmıştın belki de.

İnatçı, hırçın, alabildiğine güçlüydüm herkese karşı. Sana ise, sadece aşık. sana hırçınlığım, ölesiye kıskançlığımdı. Baktığın, konuştuğun herkesten kıskandım seni; annenden bile.

Sonra, çağırdın bir gün; ”gel” dedin. Gelmemem lazımdı. Ama, sana kullandığım lügatte “hayır” yoktu. Oysa imkansızdı, yasaktı, zordu. Dağların kucaklaşmasıydı sana gelmek.


Garip bir teslim oluştu; geldim… ay dünya’ya değdi; dünya güneş’e. Kıyamet koptu. Aşkta imkansız yoktu. dağlar delinmiş çöller aşılmıştı. Vuslat başlangıçtı ayrılığa; ölüm demekti. Geldim yine de.

Her gelen giderdi, gitmeliydi. Bende öyle yaptım. Gelmek kadar zordu gitmek, ardıma bakmadan. Çağlayanlarımı içime akıtıp, sevgiliyi yakmadan. Aslında bir enkazken, dimdik gözükmeli, ayakta kalmalıydım. Dayanmalıydım. Bedendi sadece, ardına bakmayan. Gözleri, sözleri, hiç söylemediklerim ve yüreğim sende kalmıştı.

Gitmekten de zordu belki, gidenin ardından bakmak. Giden mi sürgündü, kalan mı? Giderken geride bırakmışsa yüreğini, gidendi sürgün. Gidene vermişse yüreğini, kalan hem sürgün, hem sılada gurbeti yaşayandı. Gidenden de, kalandan da, bir yığın soru işareti kalırdı geriye.

Vuslat mı daha zordu, ayrılık mı? Gitmek mi zordu, yoksa kalmak mı? ayrılık mı zordu, yoksa ölüm mü? Aşık için, ayrılık ölümden zordu. Çünkü, ölümden öte köy yoktu. Hayat, sevgilin yanında başlar, son bulurdu.

Ve ben, sevgili; seni ölümüne sevdim; sana ölümüne geldim; senden ölümüne ayrıldım…

 

 

 

 

437
0
0
Yorum Yaz