Gidersen Duracak Yüreğim...

2010-07-10 20:00:00

Gidersen Duracak Yüreğim... Gidersen, bahar asla gelmeyecek bu kentte, hiç kesilmeyecek yağmur. Hep gri bulutla, hep soğuk rüzgar. Yarını meçhul bir hayat, umutsuz günler. Biliyorum aşka dair her şeyde seninle beraber gidecek. Kimse avutamayacak beni. Kuruyacak denizlerim. balıklarım ölecek… Gidersen, ben asla eski “ben” olmayacağım. Hayat devam eder elbette, yaşamak denirse buna, yaşayacağım.... Bir yanım eksik, kalbim kırık... Tarifsiz bir keder, hepsi birbirinin aynı olan saatler. Ne renkler parlayacak, ne çiçekler açacak. Yaptığım hiç bir şey zevk vermeyecek bana. Hiç bir filim güldürmeyecek, ağlatmayacak. Hiçbir kadeh şerefe kalkmayacak, şarkılar susacak...   Gidersen, bir daha okumayacağım aşk öykülerini. Her aşkın sonu kötü bitecek benim için. Hiç bir sevgili mutlu olmayacak. Kıskanmayacağım bile, çünkü boş boş bakacağım hepsine. Aşka olan inancımı kaybedeceğim ve kendime olan güvenimi de...   Gidersen, senin gitmenin verdiği acıyla baş edemeyeceğim. Saçmalayacağım, çıldıracağım. Her zamankinden daha sinirli olacağım. Hoş görü duygum kaybolacak, en ufak bir olaya bile tahammül edemeyeceğim. Kıracağım herkesi vefasız olacağım. Sonra giderek terk edecek dostlarım beni. Ben kendi elimle uzaklaştıracağım onları. Derken iyice yalnız kalacağım bir gün. Hem sensiz hem arkadaşsız...   Gidersen çok kızacağım sana arkandan lanetler yağdıracağım. Mutlu olmanı falan istemeyeceğim. Benim çektiğim kadar acı çekmen gerektiğini düşüneceğim. Benden olgun olmamı bekleme olmayacağım... Çünkü kabullenemeyeceğim bir türlü bu gidişi. Durup dururken “ortada bir şey yoktu” diyeceğim. Tüm suçu sana yükleyeceğim. En bencil halim... Devamı

Islak Yastığımsın Sen

2010-07-03 18:43:00

  Islak Yastığımsın Sen İliklerime işleyince kurşun-i gözlerin, kırıldı direncim Rengi kuşkularla büyüyen bir geceydi sensiz günlerim Ruhumdaki ağıtları, yüreğimdeki ağrıları bitirdi sözlerin Islak yastığıma hüznünü düşürünce sevdaya düştü gönlüm Sen utangaç mavilerin mart filizleriyle uykuların alaca rahminden düştün bu yaşam sularına. Karları taşıyamayan ağaçların pamuk döşekleri toplanırken uzaklarda, durağan bir çığlıkla merhabalarla güldün hayata. Yağmurla oyunlara açıp minik avuçlarını, yüreğinin dönencesine düşen gözlerindeki engin bakışlarla yürüdün yılları. Yönü dümenden ayrı düşen yaşam sularında yeşil denizler ekmişsin gönlünün coğrafyasına. Hüzün kayalıklarında zamanı ruhunda taşımış, evreni didikleyerek defne dalları ile örtmüşsün aykırı tükenmişlikleri. Sen sularını içtikçe dağların, ışıklar yolunda diz çökmüş. Kulaklarına yıldız sevgileri iliştirerek sırlı bakışlarla süzmüşsün gökleri. Yaşam sularının kirli sularında adresini yazıp kitabına, gitarının tellerinden ruhunun şarkısını söylemişsin. Bu telaşlarla dönen yaşam değirmeninde sevda yalan kusan suçlu gözlerden usumuzda biriktirdiğimiz aldanış dosyalarıyla ve ertelenmiş sevmelerle kilitli bir sandıkça bekler yüreğimizde. Asla dönmeyecek yaşanmış baharlarla, geçişler yaptığımız sarhoş gecenin gündüz ışıltılarında yine de yürek her mevsim doğurgandır yeni aşklara. Bedenime sığmayan hücrelerimde gül desteleriyle saltanatın olacak bundan böyle. Anlamını tanrının bile sorgulamadığı aşk dalgakıranında çıplak, ama utançsız büyür insanlar. Sensiz günlerin devr... Devamı

Neylersin Ki Müptelanım... Var Mı Diyeceğin…?

2010-06-26 14:05:00

  Yazmak yüreğin tozunu almaktır aslında. Neylersin Ki Müptelanım... Var Mı Diyeceğin...? Sevmek yüreği canlı tutmanın en kolay yolu. Ama öyle üstün körü bir sevgi değil bu. Adını andığında karnında kramplar avuçlarında teri hissetmek gibi. Yazarken parmak uçlarınla dokunmak gibi sevgilinin tenine gözlerini kapattığında karanlığı yırtan bir şimşek gibi çakmak mesela. Zor olur büyük sevdaların gidişlerini hazmetmek. Her gece yalnızlığı koynuna alıp yastıktaki çukuru izlemek acı verir insana. Ama yürek dinlemez gidişleri terk edişleri. Bir sevda türküsü tutturmuştur ne de olsa. Ne gecenin karanlığı ürkütür onu ne de henüz tarifi bile yapılmamış o arsenik tadındaki yokluk. Bilir yürek attığı sürece sevecektir. Ne bir çift tatlı söze ihtiyaç duyar ne de dudak kenarında bir tebessüme. Duvardaki hayalin gözlerine gizlenip keyfini sürer aşkın sevgilinin. Giden gittiğini zanneder her adımda farkında değildir. Sevda yüklü yüreklerde senaryosu yazılmıştır. O adım adım uzaklaşırken sen büyük harfli mısralarla gelişlerini yazmışsındır. Saatler gecenin karanlığına doğru ilerler böyle anlarda. Fonda tanıdık bir şarkı sözleri kulakların pasını alır öyle usulca. Okurdum hep şairler kelimelerin kifayetsizliğinden bahsederdi. Ne ebedi bir laf deyip hangi kelime eksik kalır ki insanın içinde bulunduğu durumu anlatmak için diyerek güler geçerdim. Şimdi zihnimden geçenleri parmak uçlarımla beyaz kağıtların üzerine dökmeye yelteniyorum olmuyor. Hep eksik yarım kalıyor. Anladım benimde kalemim kifayetsizleşiyor. Yokluğunu suskunluğunu olmadığını alt alta toplayıp hani o hiç beceremediğim dört işlemi gerektiren denklemime seni ve sevdamı da ekliyorum. Kelimelerim kifayetsiz rakamlarım değe... Devamı

Nerden Nereye Bir Damla Yaş İle…

2010-06-23 12:33:00

      Nereden Nereye Bir Damla Yaş İle…   Ve bir damla daha…  Sabrın son demlerini yudumladığı anlardan biriydi Göz kapaklarıma ağır gelen ve kirpiklerimde sallanan bir damla yaşın acısını ölçüyordu yüreği… Beklentilerin yanında kaçıp giden umutların ayak sesleri yükseliyordu geceye Yıldızlardan habersiz gezinen ay’ a inat tenhalığın alası kol geziyordu… Tepemde koca bir bulutun gölgesi ve rengi de siyahtan daha beterdi…  Önümü kapatmış gözlerimdeki feri çalmış gibi dört yanımı esir almıştı… Hangi gerçeğin yada hangi rüyanın kolları sarmıştı beni merak konusu… Hayatı inadına yaşayan ben kimin gözünden düşmüştüm böyle… Avuçlarımdaki terlemenin sonu nereye kadar gidecekti sabırsızlıkla bekliyordum… Derken kulaklarım çınladı. Aklımdan hiç çıkmayan yüreğin geldi bir anda odama Misafir ettim onu her zaman ki koltuğuna. Takıldım sonra da her şey güzel de gecenin sabahlamaya yüz tutmuş saatlerinden nerden aklına düşmüştüm. Bak yine telaşlandırdın beni kömür gözlüm hayırdır inşAllah… Oysa ki nasıl bırakmıştım seni bilinmezin yollarına hala aklımda vedayı istemeyen yüreğin bensizliği nasıl yaşıyordu bu zaman aralığında kaçtığının korkusu ne olarak düşüyordu gününe merak ediyorum seni yüzündeki tebessümü ellerinin sıcağını ve bakışlarındaki gizemi hala hayallerde kalan bir gerçeğin kahramanı yüreğim/iz… Acabalarım birikiyor her saat bunu günlere bölmek hiç aklımın işi değil biliyormusun. Gittikçe büyüyen bir yara gibi geleceğime düşmüşken nasıl olacaktı bu nasıl. Neyse; hayat neyi yaşatırsa bende yaşamaya mecburum&hell... Devamı

İzinsiz Çaldığım Damlalar…

2010-06-13 21:38:00

  İzinsiz Çaldığım Damlalar… Şu an avuçlarımın arasına alıp güneşi, daha soğumadan sıcaklığı, koşar adım sana geliyorum. Yıldızlardan, aydan veya herhangi bir gök cisminden izin almadan sana geliyorum... Öyle ya, Ellerinle yetiştirdiğin çiçeklere getirmeliyim en can verici ve besleyici ışınları. Terk edilmeli belki de yalnızlığım. Uğruna feda edebileceğim şeyleri düşünmeliyim. Yada seni düşünmeliyim. Kirpiklerini, gözlerinin kıvrımını, güldüğün anda yüz kaslarının gevşeyişini... Sahi sen nasıl gülersin? Hani dudaklarının kenarı hafif açılırda yanağınla birleşir ya; öylemi? Gözlerinde güzelleşiyor mu? Dudağının kırımıyla beraber. Bütün eşitliklerimin karşısında; senin, çözülmeye değer ve bir hayli rahatlatıcı denklemlerini düşündüm. Öyle yüksek çıkıyor ki değerin, beni de yüceltiyorsun.. Şimdi de avuçlarımı toprağa çeviriyorum. Usulca bırakıyorum magmanın tam üstüne güneşi... Bir patlama oluşuyor aniden. Yıldırımlar düşüyor rastgele denizlerin göğüslerine. Ne varsa emiyor bulutlara suyu. Ve yağmurlar boşalıyor tane tane. Öyle güzel yağıyor ki, insanın ağlayası geliyor. Utanmadan... Ve avuçlarımı açmak istiyorum. Bulutların gözyaşından kopan yağmurları toplamak için. Bu sefer zorlanabilirim. Ama koşuyorum arkama bakmadan... Öyle ya, Sana sunmalıyım berrak ve net görüntünü. Hiç bir karşılığı yada eşi olmayan güzelliğini yansıtmalıyım dalgaların gözlerinden. Avuçlarım yetmiyor susuzluğuna. Bedenimin ıslanışıyla büyüyen sevgi çiçeğim, senin sunduğun özle birleşip büyüyor. Bütün yapraklarımı açarak, avuçlarımla beraber topladığım damlaları, ko... Devamı

GÜLÜŞÜNDE BEKLEMEK...

2010-06-05 19:42:00

GÜLÜŞÜNDE BEKLEMEK...  Burada sensiz bir şafak daha sökmek üzere... Tek başıma penceremin kenarındayım. Rüzgarın sesini dinliyorum sessizce, nefes bile almadan... Senden bir haber verirler mi diye acaba?? Gözlerim karşı kıyılardan geçen yorgun teknelere takılıyor. Bir yandan da o şiiri mırıldanıyorum: Seni düşünmek güzel şey! Seni düşünmek bir başka güzel… Gülüşünün sesi hâlâ kulaklarımda… Nasıl da tatlı gülersin. İçim nasıl bir tuhaf olur bilemezsin. Ama şimdi ben sensizim… İçimde yaşattığım senle birlikte yalnızlığı oynuyorum. Biliyorum uzaktasın... Ne olur susma! Duymasam da bana "Sana geliyorum " de.,. Ya da bir gülücük at gökyüzüne sımsıcacık olsun. Gülümse!... Bu saatlerde bülbüllerle randevum olmalı ve ötüşünde senin melodini dinlemeliyim... Kim bilir belki bir sabah seni bana getirirler. Bilinmez ki... Umutla bekleyeceğim..... Onlara duygu katmaya kalksam da kurşun kalemin defterle buluşmasından ortaya çıkan satırlardaki hışırtıyı, kokunu hissediyorum. Hissetmek dokunuşlarda olduğu gibi. Bir ürperti, iç titremesi sonra derin iç çekiş. Belki yüze yayılan sıcaklığın, avuçlarımdan boşalan terler... Dokunmadan hissetmek mümkün bendeki seni düşlerimde !! Bir dokunuş, bir his, bir tat, bir rüya, bir özlem beklemek seni. Geç olmadan gezginin olma zamanı. Keşif sana ve sevgine, düşlerine doğru zamanla yarışmak. Her anı hissedip, tadını çıkarıp fırsatlarına dokunup, rüyaları gerçekleştirerek beklenen yaşamı çoşturarak, sana yazılmanın seni yazmamın seni anlatmamım amacı olan mutluluğa doğru keyifli seni gülümsetecek zamanlar sunmak.... Beklemek gece-gündüz demeden. Hep daha so... Devamı

Mısralarım Seni Anlatıyor Sen Kimi Dinliyorsun…

2010-05-29 12:54:00

Mısralarım seni anlatıyor sen kimi dinliyorsun… Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın. Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifçe kıstığı, görmeyeceğim. Elimin uzanamadığı ellerine kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve bir çocuğun belki bir ismi bile olmayan birçok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin. İlerde bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da şu anda bana, kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım. Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki. Yorulduğumda, bıktığımda, yenilginin tam kıyısında durduğumu hissetiğimde, beni sadece seni düşünerek iyileştirebiliyorum. Yalnızım. Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu anlayacak senden başka kimse yok. Ve sen de yoksun. Belki de hiç olmayacaksın. Sözcüklerden oluşturmaya çalıştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım. Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle red edeceğim. Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları sana yazan ben olduğuma inanmayacaksın. Duy... Devamı

Karanlıklarda Büyüt Beni...

2010-05-22 19:37:00

                                       Karanlıklarda Büyüt Beni… . . .Her nefesin uçurum çaresizliği gibi duvarlardan geri dönüyorsa ruhunun dehlizlerine, bırak ta yalnızlığın içinde büyüt beni... Kavuşmaların peçelerine sarılmış taş kundaklarında uyut beni... Burada sadece geçmişimi bırakıp " yarınlarımdan " sana sesleniyorum yine... Elimde bir gülüşün, yüreğimde sesin. Seni arıyorum karanlığın içinde. Seni, umut tarlalarına güneşin ekildiği zamanlarda sevdim. Seni hep yıldızların karanlığa serpildiği gecelerde bekledim ve hayal ettim... Biliyorum bir an üşüsem gecenin en karanlığında, sıcak yüreğini örterim üzerime. Işıksız kalsam merdiven boşluklarında, gözlerindeki umuda sarılırım. Yaktığın sigaranın ateşine dalar, küllendiririm hasretin münzevi çığlıklarını. Sanma ki uzaklardayım; kurumaya yüz tutmuş çiçeklerimle gülüşlerine düşerim her gece. Sen gülümsediğinde, dilim susar, yüreğini dinlerim rüzgarların koynunda… Seninle yüreğimi büyütüyorum… Bir kez bile ellerini tutamayacak olsam da, seni büyütüyorum yüreğimin ovalarında… Bir kavuşsak seninle, eski albümlerdeki çocukluk fotoğraflarımı sana göstereceğim. Sen tatlı tatlı gülümseyeceksin, üzerinde siyah önlüğüyle gülümseyen o zamanki çocuğa… ...Belki de ellerimi tuttuğunda anlayacaksın… Küçücük ellerimle gökyüzüne bu kadar büyük hayalleri nasıl çizebiliyorum diye… Sevgin, büyüyor y&u... Devamı

Dün Gece Bir Kez Daha Anladım...

2010-05-15 11:23:00

Dün Gece Bir Kez Daha Anladım... Şimdi yazacağım her şey aslın da dün gece senin için beynime, şimdide okuman için buraya yazıyorum… Öyle kötü bir geceydi ki binlerce kez niye Allah’ım niye dedim ya. İnan ilk defa hem nefes alıp hem de alamadığımı hissettim “nasıl olur” deme oldu işte... Bütün gece bugüne kadar düşünmediğim kadar çok düşündüm seni Allah’ım bu nasıl bir şeydir dedim ya ne işim var burada benim yıllarımı yaşadığım her noktasında yaşamımdan hüzün ve sevinç kırıntılarımın olduğu ev bile bu kadar yabancı gelmemişti. İnan öle inandırdım ki kendimi senin olacağıma saçımın tek bir teline dokunduramıyorum, kimse dokunmasın istiyorum senden başka kimse dokunmasın… Ne olur sende buna daha fazla izin verme… O kadar yalnız hissediyorum ki kendimi inan dün gece ağlarken bile hiç utanmadım çünkü öle yalnızdım ki onu gördüğünde benim utanacağım kimsem yoktu... Olan da zaten uzaktaydı... Aslında yalnızlığı seviyorum ama senin verdiğin yalnızlık en acısı oluyor boğazıma bir şey düğümleniyor yutkunamıyorum nefes alamıyorum kalbim sıkışıyor bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım da bir daha kalkamayacakmışım gibi geliyor yanımda olsan üzülme elbet geçecek dercesine bakarsın gözlerime işte o an bütün çaresizliğim yok olur ama; yoksun işte … Ellerin ellerimden uzak olduğu için kendimi öyle çaresiz hissediyorum ki, patlar gibi oluyorum ama olsun diyorum bazen de sende bende her ne kadar uzaklarda olsak da yüreğinin benimle olduğunu biliyorum. Ömrümün sonuna kadar seninle olacağımı yarınların ikimiz için olduğunu bilmek bile yetiyor yaşadığım yalnızlığı yıkmaya. Senin olduğumu bilmek güç veriyor bana her zorluğa katlana... Devamı

Yokluğuna Dokunamasam da Sana...

2010-05-08 12:18:00

  Yokluğun… Ah o dayanılmaz yokluğun var ya... Uyutmuyor. Nefes aldırmıyor. Hiç bir şeyi yaşatmıyor. Bırak yaşatmayı... Uzaktasın, ayrısın benden; sana duyduğum sonsuz sevgime, aşkıma rağmen. Var uzakta ol. Sana dokunamasam bile, yanımda göremesem bile her gün açacak bir çiçek. Senin için… Aşk için... Yokluğun... Buz gibi. Zemheride bırakıyor yüreğimi. İçmeye çalıştığım bir bardak tavşan kanı çay bile ısıtmıyor içimi, okuduğum bir dolu aşk şiiri dindirmiyor yüreğimdeki sensizliği... Ellerimsin, gözlerimsin. Yokluğunda daha da iyi anladım bunu. Benim bunu anlamam bir şey ifade etmiyor ama… Hatta bunu anlamam sevdamı daha da büyütüyor, yüceltiyor kalbimde. Azalacağı yerde kat be kat artıyor sana olan sevgim… Kalbimin seni sınırsız, karşılıksız katıksız sevmesini; bülbülle gülün tutkusuna, şarkılardaki söz ve müziğin vazgeçilmez arkadaşlığına benzetiyorum… Ama şöyle bir düşünüyorum… Çok sevmek işe yaramıyor bazı aşklarda. İşe yaramıyor demeyelim de sadece çok sevmek yetmiyor bazı aşklarda. Yani benim şu anki durumum. Gönlümün sevdiğim kişi yani senin tarafından sevilme isteğini bir tarafa bırakalım, sonsuz ve de katıksız bir sevgi ile seni seviyorum ama sen yoksun. Yokluğunla başbaşayım, seninle olmam gereken yerde... Nerdesin...? Gel… Yüreğimde aşkın serinliğini, sevginin dinginliğini, aşkın heyecanlarını, kıpırtılarını hissetmek istiyorum. Seninle birlikte… "Sevgi bir yürekteki yoğun duyguların, başka bir yüreğe akmasıdır...'' diye okumuştum bir yerde. Çok doğru. Yüreğine akıyor, yüreğimdeki o tarifsiz duygular. Hissediyor musun bilmem…? Aşk, yüreklerin en kuytu yerindeki sürekli okşa... Devamı

Yüregimsin...

2010-05-02 14:36:00

  Yüreğimsin... Sana ne sözler birikti, bir bilsen. Şarap tadındaki kokunla sevdalı tenime doğuyor önce güneş, sabahın ilk ışığını gören gözlerime doluyorsun sonra… Kalkıp aynadaki yüzüme bakıyorum, sen varsın, anla. Sana bakıyorum, gözlerimin içindeki kendime. Nedeni yok, nedensiz buluyorsun yolunu, biliyorsun çünkü; sana ait kaldığımı. Sana ne sözler birikti, bilsen… Gülümsüyorum sokakta insanlara. Sabah değil aslında, ben öyle görüyorum. Gözlerinin içindeki sevda nefesi geliyor peşimden, bekliyorum, anla. Martılar düşüyor yine bir bir, ama gülümseyerek ve gagalarında avuçlarıma bıraktıkları sana ait kırıntılarla… sana ne sözler birikti, bir bilsen… Önce içli bir özleyiş sarıyor beni, sonra ayrılığının sesi. Peşi sıra vuruyor ellerimi sustukça sen; biriktiriyorum ben de istemeden… Seni seviyorum, ben sana sevdalı melek; sözlerimi biriktirirken, gözlerinde kalacağım için gözbebeklerime dolduruyorum hayatı… Anla, ben seni anlatamazken; yüreğimin sesini bekliyorum… İnan, seni sevmelere doyamıyorum…. … İçimden tuhaf şeyler geçiyor. Sanki içimde ağlıyorsun. Yokluğu sırtından vuran garip bir ağlayış bu. Bırakıp gittiğini düşünürken bile gidemediğini gördüğün için ağladığını söylüyor gözlerin, sağ yanına topladığın saçların karanlığın ıslak tekerlemesine karşı çıkmış; bana gülümsüyor… Gör hadi… Aslında gelmen için sebepler vardı ellerinde, gelebilmen için… sevdalı bir tenin kokusu vardı hala içinde, belki de sen bu yüzden ağlıyordun… Bildin işte; yalnızlığın ağrısız bir ölüm akıp dudaklarımdaki dört mevsim değ... Devamı

Çok Özledim Dön...

2010-04-24 15:06:00

  ÇOK ÖZLEDİM DÖN umutlar vardı simsiyah gözlerinle daldığında gözlerime.. dudaklarım konuşmazdı belki ama içimdeydi dualarım "bitmesin" diye yakaran..... kendi bakışlarımdan sakındığım, bir damla hüznünle siyahlarına boyandığım emanetim... sen varken saniyeler süren senelerim, şimdi seni düşünürken asırlar süren anlarıma dönüştü, unutamadım güllerin imrendiği kokunu, unutamadım elimden tuttuğunda kalbimin isminin ritmine bürünüverdiği günlerimi... gözlerim dalar bitanem gözlerine,gözlerin kapalıyken.. sadece sen olduğun gibi her gecem, dün gecede sadece sendin.. rüzgarla arkadaş oldum saatler sürdü sohbetim.. saçlarım rüzgarın hüznünde dağıldı, seni anlatınca rüzgara ben, rüzgar hüznünden fırtınalarına seslendiğinde... şarkılar söyledim dün gece yine sana, o çok sevdiğin ses tonumla, gözlerimde bir damla ve yine içimde tek duam vardı.. şarkılarımı götür hırçın rüzgar, belki dinlemek ister eskisi gibi dayanamam... bak gecenin karanlığında bir kıvılcım oldu yine seni seviyorumlarım, dön bitanemlerim... gece ağladı, yağmurlar hüznümden serinletemediler rüzgarın sarıp sarmaladığı yalnız bedenimi.. dün gece çok istedim yanımda ol diye, terasımdan şehirim deki her ışığı tek tek saydım her bir hecemde sen vardın, her ışığın parlaklığında... ellerimi uzattım ellerine dokunmak için,yetişemedim bir tanem ve bir damla daha ayrıldı benden gecenin hüznüne.. dön dedim ormanlarım olsun kuraklarım geldiğinde... o çok beğendiğim ellerim güllerini versin, gözlerim gözlerine bakamasın yine... dön sevgimle sarayım seni yeniden sokul boynuma eskisi gibi... dön bebeğim yarım kaldı şarkılarım, dön gül bahç... Devamı

Sana Akıyorum...

2010-04-17 17:14:00

                                                Sana Akıyorum Sana akıyorum kaygısızca ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor ve geri çeviremiyor bu akışı. Çünkü sen her tarafımdasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda... Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam, ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın... Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum, attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan. Önüme çıkan hiçbir ayrım, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürüyorum peşin sıra, yürümenin en zor olduğu yol bu olsa bile yürüyorum... Şikayet de etmiyorum çakılından, tozundan, toprağından üstelik. Sana yaklaşabildiğim her adımda mutlu oluyorum ya da yaklaşmayı başaramasam da bu umudu yaşamak heyecanlandırıyor beni... Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım... Doğa nasıl ki her canlının yaşaması için bir düzen kurmuşsa ve nasıl ki kuralları varsa doğada yaşamanın, benim var olmamın da, yaşamamın da kuralı sensin, senin var olduğun bir düzen içerisinde ben olabilirim ancak... Sana akıyorum, çünkü sesinde, bedeninde, kuşatmış durumda beni... Sana karşı savunma dahi yapmıyorum ve böyle bir teslimiyet de rahatsız etmiyor beni... Yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça, sesine yüklediğin gizleri çözerken, hep kendimden bir şeyler buluyorum sende... Sana akıyorum, çünkü o kadar çok paylaşacak şeyimiz var ki seninle... Bu güne kadar paylaştığımız her şey,, her an umut veriyor sonrası için bana ve ben belki de sende bu umudu yaşam... Devamı

Seni Ölümüne Sevdim...

2010-04-10 13:54:00

  Seni Ölümüne Sevdim Fırtınasız sade bir hayatım vardı senden önce. yaşıyormuydum, bilemem. Sıradanlığın griliği içinde kaybolmuş insanlar arasında yaşamaya çalışıyordum. Ölmeye hakkım yoktu, biliyordum. Sonra sen geldin. Normal değildi gelişin. Yakıp yıkarak, dünyamı altüst ederek geldin. Davetsiz ama özlenen bir misafir gibi. Kasırgalar koptu yaprak kıpırdamayan dünyamda. Oradan oraya savrulmaya başladım. içtiğim su gibi, yediğim ekmek gibi oldun. nefesim olup içime doldun. sesini duymadığım gün, boğulduğumu hissettim; artık can olmuştun. sonra delice aktın damarlarımda; kan oldun bana. ölüme eşdeğerdi sensizlik. Ama, baştan ayağa yasaktın, imkansızdın; yıkamadığım, aşamayacağım engellerin ardında. Ölüm bir madalyon gibi boynumdaydı artık. Sensiz ölüyordum; ama seninle de ölümdü ölümdü hayat. Uzak durmak istedim, yaklaşmamak. Akıllı hiçbir insan, yanacağını bile bile yaklaşmazdı ateşe. Oysa ben, ateşle oynuyordum. Anladım ki, sevgim deliliğimdi. Sen gelirken aklım firar etmişti. Düşünmeden, delice sevdim; hesapsız, karşılıksız. Ya sen?... önce aklımı aldın; başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi. senden başkasını konuşamaz, yazamaz oldum. gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti. ben, bende değildim artık. beni almıştın; çalmıştın belki de. İnatçı, hırçın, alabildiğine güçlüydüm herkese karşı. Sana ise, sadece aşık. sana hırçınlığım, ölesiye kıskançlığımdı. Baktığın, konuştuğun herkesten kıskandım seni; annenden bile. Sonra, çağırdın bir gün; ”gel” dedin. Gelmemem lazımdı. Ama, sana kullandığım lügatte “hayır” yoktu. Oysa imkansızdı, y... Devamı

GECELERİM ve SEN...

2010-04-01 19:40:00

GECELERİM ve SEN Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyorsun ki ey yar beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok buluyor kalbimi kalbin... Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem. Bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor. Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşlarıma giren olmayacaksın yine de. Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti. Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm her şey beni terketti... Ben de tükettim onları zaten. Evet... Artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin ağlamaları... Önceleri onları dinlememeye, onlara ses vermemeye çalışıyordum. Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için. Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bense hatalar ediyordum o zamanlar. Yalnızlığımı bölen varlıklar arıyordum. Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak. Onun iyi, güzel veya çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun yanımda. Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin. Yanımda birini görüp vazgeçsin benden. Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum seni. Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman SEVDA dışında bir şey olmayacaktım. Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum. O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçmaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin vermediğini veriyordu geceler: Sen! Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öyle miydi? Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandı... Devamı