Sensizliği yaşıyorum

2012-04-29 21:37:34
Sensizliği yaşıyorum  |  görsel 1

      Sensizliği yaşıyorum sevdiceğim Herşey sana yakınken ben yokluğunun zindanındayım Sigarayı her içine çekişinde dumanı doluyor ciğerlerine Dudaklarında içine benim nefesimi çekmen gerekirken sen o dumanı dolduruyorsun ciğerlerine Benim gözlerime bakması gereken o gözlerin başka gökyüzüne bakıyor Bense burda sensizliği yaşıyorum Kuşlar bile benden daha yakın sevdiğim Bir yağmur tanesi bile benden yakın saçlarına Yudum yudum içtiğin çay ısıtıyor içini Oysa ben ısıtmalıydum sana sarıldığımda Başını koyduğun yastık bile benden yakın Neden sevgili neden? Herşey sana bu kadar yakınken ben sana yakın değilim Nedir bu sensizlik ,nasıl bir sızı yüreğimde ki! Yüreğim karanlıkta,sensizlikten üşüyorum Yaz geldi sevgilim buralara Sen giderken sonbahardı Yapraklar sararmıştı dallarından kopup kendilerini rüzgara teslim etmişti Şimdi o yapraklar dallarında yeşerdi Dal bile yaprağına kavuştu,ben hala kavuşamadım sana Hasretine dayanılmıyor sevgilim Biliyorum,gitttiğin mevsimde geleceksin Ama sensiz yazın,kışın nede baharın tadı oldu.Çünkü sen hiçbirdinde olmadın Sen bana hep sonbaharda geliyorsun Yapraklar sarardığında,dallarından düşüp rüzgara teslim olduğunda Ben sana kavuşacağım Bu kez sonbahar hiçbitmeyen baharım olacak Sen benim sonbaharımsın   Dal bile yaprağına kavuştu,ben kavuşamadım sana     ... Devamı

Ben Hiç Yağmurda Dans Etmedim

2012-04-13 12:40:03
Ben Hiç Yağmurda Dans Etmedim |  görsel 1

  Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini....   Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti yorgun yüreğimde. Anlıyordum, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek...   Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden...   Kalabalık korkularımız, acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önc... Devamı

Seni Özlemenin Ne Demek Olduğunu Sor Bana

2012-04-10 11:12:54
Seni Özlemenin Ne Demek Olduğunu Sor Bana  |  görsel 1

                                                                                                   Seni özlemenin ne demek olduğunu sor bana... Yetmiş iki dilde anlatabilirim... Kitabını yazabilirim sayfalarca... Yalnızlığın rezilliğini Bilirim ''gözler yalan söylemez'' belki bundandır vazgeçemeyişim.. Kokuşmuşluğunu ve çıplaklığını da... Ama hiç kimse Kavuşmanın güzelliğini sormasın bana / anlatamam... Ben sana hiç kavuşmadım ki..!   Bilmiyorum dudakların nasıldır... Sıcak mı ateş topu kadar bilirim ''gözler yalan söylemez'' belki bundandır vazgeçemeyişim.. yoksa soğuk mu Buza kesmiş bir bardak su gibi Kıvrımlarına kırmızı karanfiller mi tutunmuş Küle gizlenmiş kor mu var Tenime değdiğinde dudakların Bilirim ''gözler yalan söylemez'' belki bundandır vazgeçemeyişim.. Cemre mi düşer bedenime... Mızrap değen bir saz teli gibi Bilirim ''gözler yalan söylemez'' belki bundandır vazgeçemeyişim.. Titrer mi yüreğim bilmiyorum... Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki...!   Bir kadını sardığında kolların Ürkek ceylânlar nasıl kurtulur tuzağından... Dolu yemiş yaprak gibi nasıl titrer bir yürek... Ellerin nasıl okşar bir bedeni... Goncalar nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum... Hi&cced... Devamı

Adı konulmamış bir gece

2012-03-20 21:16:51
Adı konulmamış bir gece  |  görsel 1

    Gönül ırmağından hasret doldurdum heybeme demleyip yudum yudum içtim yar. Aşkının azını aldım azık ettim kendime. Yokluğunun hapsettiği zindanların yosun tutan duvarlarına yazdım ismini. Hasretinden çürüyen prangalarımı zincirlere bağladım bu gece. Bu kara yağız gecede hasretle beslenen bir gül büyüttüm içimde. Yokluğuna kırmızı güler demledim içtim yar hasret tüten mektuplar boğdu beni penceresiz gönül zindanında. Şimdi susuz toprakların çatlamış bir hali var yüreğimde. Yokluğunun derin çatlaklar açtığı kalbimde esmer bir kız çocuğu uçurtma uçuruyor hoyratça. Koyu mavi denizde gövdesinden yara almış bir sal gibi batmaya mahkûm olmuş bu yürekle sana sesleniyorum...   Ey gönül ırmağının hırçın şelalesi ne zaman bitecek bu asi çağlayışların? Ne zaman suya düşen bir yaprak batmadan sığlara vuracak? Ne zaman cemreler düşecek yamaçlarıma... Şimdi dikenler batırdığın yüreğim elimde sana geliyorum esmer yar. Bir fırtına tuttu beni hasretime gölge düştü. Yağmurlar sessizliklerimi bozdu gül yüzlüm. Türkuaz mavisi gökyüzü umut tomurcuklarımı soldurdu. Çığırtkan bir sesle dalgalar çarptı gönül limanıma yıktı rıhtımlarımı ve şimdi söyle esmer tenlim hangi salın hangi gizemli perisi yanaşır bu iskeleye? Bak yine hasret akıyor gönül ırmağından taşıp gidiyor ne varsa alıp gidiyor tüm hayallerimle. Periler çarpıyor camlarıma yokluğunun ulu fırtınası umut mumumu söndürdü esti gönül penceremden. Yaram kanadı yar kabuk tutmadan yaram kanadı zehir yokluğun irin bıraktı yarama tazeledi acılarımı. Kangren olmuş bir sevda tuttu beni ama bu hastalıkla yaşamak mutlu ediyor sendeki köle beni. Aşkının kangren yük&uu... Devamı

Tuttum Sıkıca Ellerini

2012-03-11 19:35:50
Tuttum Sıkıca Ellerini |  görsel 1

    Hayal ile gerçeğin buluştuğu noktada aşk mı var, sen misin yoksa? Sabah güneşi gibi taptaze bir aşk bunun adı… En güzel günaydın öpücüğünden daha anlamlı. Rüyalara bile girmeyen bu tatlı renk gibi hayalsi kimi zaman, kimi zaman tek gerçek sanki. Uzattığım an dokunurcasına yüreğine, baktığım an süzülürcesine gözlerinin içine, kim bilir belki masal, belki de en güzel aşk hikâyesi bu. Dakikalarla günler yarışır gibi, mevsimler birer altın yaprak misali yaşam defterimizde, her satırı dünyalara bedel, her virgülü yepyeni bir başka cümleyi bir öncekine bağlayan zümrüt, her noktası bir dahaki yeni cümlenin bir öncekiyle tokalaşıp ayrıldığı bir yakut. Bu ne benden ibaret ne senden, bütün dünya avuçlarımızda ama aynı zamanda bambaşka bir dünyanın kollarında bir masum bebek misali uyur gibiyiz. Kelimelerin kalemimin ucunda can çekiştiği bir maraton gibi bu aşkı anlatma gayesi, çünkü kelimelerin yetmediği yerde gizli kalp çarpıntıları ve gözlerden kalbe yazılan silinmez kareler ittifakta. Kelimeler yenik düşmüş, kelimeler yetememiş, ama üzülmezler bilirim, çünkü en yakın arkadaşım olurlar aşkımı satırlara dökerken… Sevgilim, nihayeti misin bekleyişlerimin, hediyesi misin her ne olursa olsun şükretmeyi unutmayan kalbimin, sevgilim benim misin, senin olduğum ince çizgideki ince yücelik kadar, bir miyiz nefeslerin tükeneceği ana kadar? Tuttum sıkıca ellerini, bırakmam gözlerim kapanana kadar… Kıyametimsin, tıpkı başlangıcım olduğun gibi, gözlerimi açtığım noktada duruyorsun, tıpkı kapayacağım salisedeki gibi, öyle bir yemin ki bu yeminlere diz çöktürmüş asaletiyle, öyle bir yol ki bu, yollar bize yol ... Devamı

Yüreğin tutar mı yüreğimin ellerinden

2012-02-25 20:53:28
Yüreğin tutar mı yüreğimin ellerinden  |  görsel 1

        Ey uzaklardaki sevgili yüreğin yitiksem gözlerinde şimdi, yalnızsan ve sessizlikte kaybolmuşsan. Başını kaldır ufuklara bak bakabildin kadar uzaklara ve sakın unutma baktığın o ufukların ardında senin için atan bir kalp var. Şimdi kapa gözlerini, ben seni ne zaman ansam öğle yaparım ufuklara bakarak kaparım gözlerimi ve yüreğimi dinlerim bilirim her yürek atımında senin orda olduğunu.  Hadi kapa gözlerini bak bir yürek atımı uzaktayım senden gül yüreklim ben kavuşmak nedir bilmedim hiçç ama özlem nedir benden iyi kimse bilemez çünkü ben seni tanımadan da severdim, sevmeden de seni özlerdim Özlemin ne zaman gözlerime çadır açsa, ben yüreğimi uzaklara savururdum senin olduğun kıyılara. Karanlık bir gecede düşlerinin olduğunu bir düşün yıldız parıltılı yansımasına sığınırım siyah bir denizde bana gülümseyen... Sende beni düşle ey yar katransı bir geceye düştüğünde düşlerin, sende yüreğine düşen aşkımın kıvılcımlarına sığın sevgili Şimdi her gece bir düş kalkıyorsa gözlerimden düşlerine doğru ve giriyorsam gecelerden düşlerine, düşlerinden yüreğine bu yüreğime düştüğün içindir sevgili ve denizlerin alev alıp yanıyorsa, hasretler konaklamışsa göz pınarlında ve geceyi sırdaş edinmişsen hüzünlerine bu bana bu bana duyduğun sevgidendir  Bugüne kadar deniz sanırdım beni hayata bağlayan meğerki senmişsin beni denize ve hayata bağlayan bugüne kadar. Sen beni bilmezdin ben seni bilmezdim, sen bir başka kıyıdaydın ben hep denizlerde seni tanımadan sana doğru gelirdim meğer ben denizi sana gelmek için sevmişim.  Gül yüreklim her gülüşünde güller açıyorsa yüreğimde her bakışında baha... Devamı

Yoksul Umutlarla Kürek Çekiyorum Sularında

2012-02-18 19:55:15
Yoksul Umutlarla Kürek Çekiyorum Sularında |  görsel 1

                   Sensizliği sürdüm yüreğime, sürdükçe sensizliği yok oldu benliğim Yüreğimi sema ya açtım seni diledim Zamansız zamanlar geldi geçti yosun kokulu gözlerinde küreğim kırıldı tek kürekle yalpalayarak yol alıyorum sana doğru yokluğun denizlerinde bir yunusun çığlın da tükeniyorum, acıyan acılarımı yakamozların pırıltılarına bırakıyorum. Kendi ipini çekmeyi bekleyene idam mahkûmu gibi sensizliğin denizlerinde özleminin zokalarına atıyorum umutsuz. Eskimiş günün yırtıklarını yamalıyorum elimdeki kalan umut parçaları ile gökkuşağındaki renklerle takas ediyorum yüreğimdeki son mutluluğu renkga renk yüreğimle sana gelmek için özlem, hasret birde yalnızlık var düşüncelerimden gecen rüzgârlarda. Kirpiklerine tutunarak, gözlerindeki denizlere yangın olmaya geliyorum çalınmış düşlerimi gömerek yastığındaki çukurluğa.  Sensizliğimi yalnızlığı mı  uykusuzluğu mu  alarak yüreğine girip  usulca kapsını  dışarı dan üstüme kapatmanı istiyorum sonsuzluğu yaşamak için yüreğinde  . Sana yazılan mektuplarım, seni bekledikçe sabahı olmayan gecelerim ve yüreğimin çorak topraklarına yağan yağmurlarım, saçlarının arasına saklanan umutlarım,   hiç olmayan yarın gibi şiirlerim var aşkına yazılan mektupların satır aralarında. Yokluğunun yoksulluğum at beni gözlerinden ki uçurumlardan aşagı yüreğindeki kuyulara hapset beni Yusuf gibi. Yüreğimi savuran dağıtan rüzgârında hasret dermanlarıma dertler sürerek ölmek istiyorum kirpiklerinin gölgesinde aynı düşle buluşan iki düş gezginiyiz senle. Sen düşlerime sensizliği d&u... Devamı

Hasretin yaktığı günlerle geçip gidiyor ömrüm.

2012-02-14 20:24:00
Hasretin yaktığı günlerle geçip gidiyor ömrüm.  |  görsel 1

                                              Özlemin Rengi Var mı? Sana doğrultuyorum yönümü, yüreğimi… Saçlarımı okşayan rüzgarlara, dipteki acılara, çığ düşmüş yollara… Sensiz kalmayı kaldırmıyor yüreğim kar yüreklim, ölümüne özlüyorum seni. Hasretin yaktığı günlerle geçip gidiyor ömrüm. Seninle bir sokak başında buluşmak, sarılmak, saçlarının kokusundan öpmek, sarılmak, doyasıya kucaklamak istiyorum… Ama sevgim ihanetlere yazılıyor, yetmiyor gücüm, yeniğim, çaresizim, acizim. … Suya düşüyor anılar, ıslanıyor duygu tellerim, düzen tutmuyor saz… Yine de ümitliyim, yine de ümidimi yitirmeden yaşıyorum… Ateşi sönmüş bir küldeyim, her yer karanlık; yalnız bırakılmış çöllere dönüyorum… Dön artık gittiğin diyarlardan ey sevgili… Yağmura hasret topraklar gibi çatlak çatlak dudaklarım. Çatlayan dudağım, susayan kalbim, gül kokan nefesine hasret… Gel, özlemde gül damlıyor, gül’de özlem!.. Baktığım her kıyıda sevda kokuyor güller, ayrılıklar özlem kokuyor … Gel, nisan yağmuru gibi yağ üzerime, söndür içimdeki ayrılık ateşini… Bil ki, sensiz hasretin ve acının yangınında kar yığını bir şarkıdır dudağımda zaman… Bil ki, sensiz bir yanı mecnundur kıyılarımın bir yanı leyla… Bir yanı Yusuf’tur kuyularımın bir yanı Züleyha… Gel Allah aşkına yeter artık... Ey sevgili aşk ehlinin sultanı, ey aşk iksiri, güzelliklerin yüreği... Devamı

Kaldırsak Şu Yolları Aramızdan

2012-02-14 20:17:57
Kaldırsak Şu Yolları Aramızdan  |  görsel 1

                           Sana gelen bütün yollar böyle uzun mu? Neden bitip tükenmiyor hasret? Korkuyorum saymaya kilometreleri, kaldırsak şu şehirleri aramızdan. Canım efendim, bu özlem ne zaman diner? Kelimelerim yetmiyor yokluğunu anlatmaya. Hangi tasvir yetecek, seni sevdam gibi tanımlamaya? Bildiğim her yolu denedim, hangi cadde varsa sana uzanabilecek, hepsine gittim. Çetin ve dik bir dağa tırmanır gibi, sert ve buz tutmuş kayalıklara tırmanırken her adımda kayıp düşmek gibi, sana ulaşmadan eridi nefesim. Kış geldi, şimdi sen kim bilir ne kadar üşüyorsundur? Nazeninsindir; üşütür hasta olursun yakında. Çorbanı kim yapar? Üstünü kim örter? Sana kim bakar? Uzakta kaldın, elim, kolum uzanmıyor. Aklım sende kalıyor geceleri, yüreğim gibi… Beceremedin şu işi yahu; yamacımda oturamadın. Ağır mı geldi? Erkekliğine mi, özgürlüğüne mi dokundu? Şimdi daha mı mutlusun? Aklının göçü bitmemişti ki; bedenini niye bunca uzağa götürdün? Akıllı adam işi mi yaptığın? Sen sevdayı herkesten çok tanırdın; hasretle harmanladın, şimdi daha mı iyi anladın? Gözlerinde buzullar oturur senin, koyu toprak rengi gözlerinde; herhalde o yüzden bu kadar soğuksun bazen cümlelerinde… Elim, gözüm, burnum sızlar geceleri, sen aklıma düştüğünde… Elim, dilim, sözüm, gönlüm kanar, her adını söylediğimde… Ah gönlümün yarısı sevdiceğim, kaldırsak şu yolları aramızdan; belki sen de beni böyle severdin! Sen bir şehirsin, sınırlarını kendin çizdiğin. Neden uzaklara gittin ki; yakında olsan da ancak bu kadar sevilirdin! ... Devamı

Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim.

2012-02-08 20:23:45
Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim. |  görsel 1

    Yine sessiz bir kış seheri, odamın perdeleri açık, kar usul usul yağıyor şehrime. Dört tane duvar, yaylı yatağım, yatağımın başucunda duran ahşap sehpa ve üzerindeki içi boş vazo; geçen sene vardı içinde bir şeyler ama zamana, birazda susuzluğa yenik düştüler. Kocaman dev blokları olan dillere destan bir konağın arkasına saklanmış küçük, ahşap bir evdeyim işte. "Sen benim kadar sevebilir misin? " Bu mektubu sana hem çok uzaklardan hem de çok yakınından yazıyorum sevdiğim! Hep birini sevmek istemiştim, yitikte olsa yalanda olsa, yanımda olmasa da sevmeyi delicesine ve sen çıktın karşıma.. Ben Leyla isem benim sevdiğim Mecnun olsun isterim, yan yana olmasak da, beden toprağa kavuşsa da ruhlarımız hiç ayrılmasın isterim. Sen böyle sevebilir misin? Ben severim diyorum kendi kendime en az ölüm kadar gerçek. Keşke şimdi yanımda olsaydın, ama yoksun! Olsun diyorum, ben seni öylesine sevmedim ki! Ben seni sıcak tenin içinde sevmedim, ben seni ruhunla sevdim. Ben seni! Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim. Sevdim mi acaba? Gerçek sevgi bu mu? İçimi cayır cayır yakan bu ateşin adı aşk mı? Yoksa, yoksa her şeyin yapmacık olduğu şu küçücük dünyada daha da küçülen insanların adını aşk koydukları bir heyecan mı sadece? Eğer bu gerçek aşk değilse gerçeğini hayal bile etmek istemem. Şu an hissettiklerim bile beni ağır ağır boşluğa çekiyor bundan fazlasını ne hislerim ne yüreğim ne de ruhum kaldırır. Sadece bir tek cevap ver. Ben senin kalbinde hiç olmasam da artık sana sarılamasam da unutma ki bu ateş hiç sönmeyecek değil mi? Ta ki ruhum ölene dek. Sevda'nın adını anan tek bir yürek kalmasa da, tüm kalplere mühür vurulsa da, seven gönülleri kor ateşle dağlasalar da,... Devamı

Son Durak

2012-02-02 20:52:00
Son Durak |  görsel 1

  Hayat bazen çözümü zor bir bulmaca, bazen anlayamadığımız kadar açık. Aslında hayat herkesin anladığı dilde yazılmıştır, okuyabilmek veya okuyamamak insanın kendi kabiliyetine ve şahsiyetine kalmıştır. Okuya bilinmese de en azından hecelemek lazım hayatı, anlayabilmek ve yaşamak adına.. Bunu kolaylaştırmak ve zorlaştırmak biz insanlara verilmiş bir yetenektir. Ama her zaman zordur insan, anlayabilmek ve okuyabilmek hayatı. Çünkü bu hayat alfabesinde harfler hep biz insanlarızdır ve belkide çözüm bu yüzden zordur.. İnsan, belki de ayak basılmamış bir amazon, belki bilinmeyen bir çöl..   Ama bilinmeyen hep merak edilendir ve daha cezp edicidir. İnsanı etkileyen ve cazibesine kapıldığı şey de bu gizem olsa gerek. Ne olduğunu bilmediği şeye ve yöne hep savrulur, göreceği ve kavuşmak istediği gizeme doğru.. Bazen hayal kırıklığı bazen de devasa bir haz ve mutluluk vardır bu savruluşun sonunda, bazen de hiçbir şey... Onca çaba ve savruluştan sonra insanın elinde kalan sadece bir hiçse de o zaman hayata dair, yaşanmışlıklara dair ne söylenebilir ki. Nasıl avunulabilir ve nasıl zaman geriye dönebilir artık. O yüzden kartlarını doğru açmalısın hayata karşı ve daha iyi tanımalısın bu alfabetik insanları...    Sen benim için bazen çözümü zor bulmaca, bazen yalın bir kelime. Bazen çılgın dalgalı, bezen de durgun sakin bir deniz. Belki de uçsuz bucaksız bir denizde, keşfedilmeyi bekleyen küçük bir ada. Senin için “belki” diye söze başlamakta gerçekten zor. Belkileri çıkarmalıyım galiba hayatımdan.. Seni tek kelimeyle ifade etmek, bazen anlayabilmek gerçekten zor. Ama en azından alfabendeki çoğu harfi sanıyorum biliyorum. Belki de kelime kurmakta zorlanıyorum. Sence??    H... Devamı

Neredesin

2012-01-21 20:02:00
Neredesin |  görsel 1

  Bu gece nedense doğanın rengi soluk görünüyor. Ürpertici bir bakıştır sanki karanlığın varlığa bakışı. Düşünmek için hiç fırsatı olmayan her nefesin, korkutucu bir alışı var, adı belli değil, ama geceye damgasını vuran bu karanlığın, hükmünün var olduğu apacık.. Nefeslerde kesik kesik alışların bir ismi olmalıydı ki amacın adı da olmalı, lakin korkunun gölgesi sarmış hayatın içindeki her bakışı, çaresiz hıçkırıklar gibidir her nefes alış, kim neye amaçlı ve hangi bakış nereye bakıyor. Belli değil.. Karanlık can alıcı mı? aslında değıl canı almıyor ama, cana yaşama imkanı da tanıtmıyor. Nefesin boğazda, boğazın soluğunda düğümler birikmiş. Acaba sırada daha neler var!! Ruhlar nemlenmiş, hayata bakışlar umutsuz, Çünkü can özlemiş, çünkü hayat özlenenle güzeldir, çünkü adı olmayan bu belirsizliğin hasreti sanadır ey can… Nerdesin!! Aslında nerde olduğun önemli de değil ya. Çünkü nerde olduğun bilinse de olduğun noktaya ulaşmak çaresizdir ki asla ulaşılmaz.. İşte, gözlerdeki perdenin, sanki pencerede kirlenmişliği var gibi, kapkara hiçbir şey görülmüyor.. Umutsuzluğun umudu da vardır elbet. Karanlığa baş kaldıracak gözlerin nuru da vardır elbet.. Hayatta korkuların pencesine düşen nefes alışlarda, yaşamaya dirençli soluklarda vardır.. Ama özlenenin özlemi bunlara nerde nasıl ulaşmamızı sağlayacaktır. O mechul.. ve özleniyor özlenen. Bakışsızdır belki özlemlerim ama, ama amaçsız değildir.. Hasretin zirvesinde dokunaklı sözler değildir bunlar, özlemin içindeki duyguların haykırışıdır.. ve soruyor. Nerdesin?? Ha yok yok, sakın söyleme nerde olduğunu söyleme, çünkü nerde olduğunu bilse de yürek sana ula... Devamı

Fotoğraf

2012-01-14 16:16:00
Fotoğraf |  görsel 1

                  Duyduğum en güzel söz duymadığım sözdür belki de asla duyamayacağım benim sağır dünyamda... Görmeyenlerin gözleri duymayanların kulağı hayatım. Yaşlı birinin gençliğinde gizli hayallerim, genç birinin umutlarında yada bir çocuğun elma şekerinde... Nerdesin diye sorma bana kayıp bir şehrin ortasında hayallerinde kaybolan insanlardanım ben sonu olmayan yollarda kendini rüzgâra bırakmış yalnızlığın ortasında... Duymuyorum sokakta oynayan çocukların seslerini, görmüyorum karanlığa gizlenmiş aydınlığı karanlık penceremin önündeki ekmek kırıntılarını yiyen kuşları... Elini ver bana tut ellerimden izin verme düşmeme sesi ol sessizliğimin, güneşi ol karanlığımın bırakma beni bu karanlık sağır odada. Kapatma yüreğinin kapısını bana girmeme izin ver teninin kokusunu duymama izin ver bıkmışken bu yosun kokusundan görmesem de ben sen bak gözlerime duymasam da söyle bana sevdiğin en güzel şarkıyı gökyüzünü anlat bana,benim gördüğüm kara Bulutlarımı var orada?? yoksa göremediğim mavilik mi?? elini koy kalbime bedenimdeki sessizliğin çığlığıdır orası...korkma sakın ölü bedenimde yaşayan kalbimin sesini duyduğunda sadece dinle onu anlatmasına izin ver yaşanmamışlıkların hikayesini. Bana gül getir kırmızı olsun kokusundan tanırım ama dikeni hissetmediğim bedenime batmasın! Benim yüreğimde batmış güneşin doğuşunu anlat bana renklerini karıştırdığım çiçekleri göster hepsi niye siyah? Hıçkırarak ağlama bana bakarak biliyorsun duymuyorum, gözyaşlarını silemem ki görmüyorum. Kalbim de suskunsa artık sen yanımda YOKSUN... ... Devamı

Susuzluğum Sanadır

2012-01-07 19:54:00

                 Som bir efsanesin yüreğimde. Gümüşî rengiyle köpük köpük sonsuzluğa akan, hep tazelenen ve iz bırakan coşkun, dupduru nehirsin. Bir iksir var ki özünde. Gitsen bile, yüreğimde kalırsın hep, en güzel hâlinle. Cümle kuyumcular birleşse, senin miyarında bir mücevher meydana getiremezler. Çünkü en yüce sanatkârın ruhundan üflenmiş uğrun. Yağmursun en berrak bulutlardan. İncisin okyanusların derinliklerinden. Rüzgârsın, misk getirirsin Hoten diyarından. Nefesin başımı döndürür uzaklardan. Yakınama gelsen yakar kavurursun. Bir şiirsin, ahengi, tınısı, musikisi sarıp sarmalayan. Yalazı yüzümü ruhumu yalayan ateşsin. Bir bestesin, güftesi elmastan, zümrütten. Zümrüdüanka’sın hiçbir misale gelmeyen. Gül namelerine girizgâh, dile pelesenk adınla hep efsaneleşiyorsun. Benzersiz tavrınla, bir masalsın çağa mührünü vuran. Tadına doyulamayan… Elif endamınla hep hayallerimi süslersin… Bu fani cihanda bulunmaz menendin. Leyla’nın sükûtunda, Mecnun’un figanında gizlenensin. Seherlerde üşüyen şebnemsin. Kirpiklerimde nemsin. Sonsuzluğa akıp giden, akıllara ziyan efsanesin, Yorgun ruhumu dinlendiren en güzel şarkı sesin. Maveradan gelensin. Sırlarımı bilensin. Ellerin yorgun demlerimde esen bir imbat. Nefes nefes içime işlersin. Yusufî rüyalarıma giren gül suretin. Ağzı köpüklü, yelesi rüzgâra karışan atların düşündesin… Demirden dağları eritip sana geleceğim. Hep seni dinleyeceğim mahşere değin. Kırsın kalemi ellerin. Ferman senin devran senin, an senin. Sonsuzluğa akıp giden efsane her hâli... Devamı

Rüzgârın sesi anlatır seni bana.

2011-12-18 21:13:00

   Sabahın sessizliği, kimseler yok koca dünya ortasında sen kalmışsın ne gidecek yerin var nede duyabilecek birisi. Çaba göstermek istersin olmayacağını bildiği için yorulmak istemezsin düşüncelere kapılırsın saatlerce seni en güzel anlatan saatlerin korkusu sarar bir anda bir kıpırtı hissedersin, hayatın varlığını yaşanacakların duygularını getirir sana aynı heyecanı bedeninin olmadık yerlerinde hissedersin bu rüzgârın sesidir. Seni bana anlatacak olan bu rüzgâr bana yeniden doğmayı, yeniden her şeye başlamayı öğretecek olan rüzgârdır. Anlatıp geçti seni bana, rüzgârları bilirsin çabuk ve ürkütücüdür etrafına ne bıraktığını anlamazsın oda öyle gitti, bana bıraktığı şeylerde aradım seni belki bir ipucu belki yeni bir bekleyiş... Ve sonunda buldum Bana anlatmak istediği şeyin sırrı senin kalbinin sesiymiş çabuk geçmesine rağmen en önemli yeri atlamadan bana bırakıp gitmiş dinledim saatlerce varlığını hissettim, yaşadım ve gelmeni bekledi, kocaman dünyanın sessiz kalan kısmında sende varmışsın sessizliği paylaşırken simdi sensizliği paylaşıyorum onunla diyorum bu sefer sesi ile kendisini de getir özlüyorum. Bu zamana kadar getirdiğin sesinde ruhunu hissettim, bir sonraki getirdiğin kokusunda bedenini hissettim, bana bu sefer kendini getir kendimin ben olduğunu hissedeyim. Beni bir kez daha hayata bağlayacak her şeyi ile yeni bir dünya kuracak olan sensin. Bu kadar sessizlikte sensiz bırakma beni....   ... Devamı