sen yapma bana

2006-08-06 18:08:00

    sen yapma bana   yıllar var ki unuttum sevdiğim birine kendim gibi bakmayı... gözlerime bakıp da yargılama beni... sen bana bakarken ben bir taraftan gözlerimi arıyorum... o koptuğum rüyada kaybettiğim gözlerimi... senin kabalık, duyarsızlık dediğin bu işte... bana öyle kırgın kırgın bakma, ben bu hayatın yabancısıyım... burada nasıl sevilir, nasıl bakılır, çoktandır unutmuşum... beni onca insanın içinde yok saydın, yok muşum gibi davrandın, diyorsun ya, ben o sırada içimdeki seni arıyordum... sen burada, bu hayatta yaptığın her şeyin karşılığını bekliyorsun... oysa içimde, o derinde senin bir karşılığın yok, orada bir bütünüz... tıpkı o rüyadaki gibi... buradaki bütün anlamlardan, bilinen bütün mutluluklardan uzakta, neysen osun orada.. burada yaşayabilmek için gözlerim buz gibi oldu. ifadesiz, katı, anlaşılmaz.gözlerim ait olmadığım bu hayata bir türlü alışamadı... öyle azdı ki sevgi burada, sevgiyi aramaktan kayboldum ben, o kayıp ömrüm bir kez daha kayboldu burada... bu yüzden ne yaşadımsa bir hiç gibi yaşadım... ama gitmedim kaldım, yaşanmamış günlerimde sadece seni biriktirdim, bir gün sen geleceksin diye... bir gün sen geleceksin diye önüme gelen bütün nimetleri teptim... bir gün sen geleceksin diye burada hep yaşıyormuş gibi yaptım... bilerek geciktim, bilerek büyümedim... bilerek erteledim geriye dönüşlerimi, bir gün sen geleceksin diye... içimdeki rüyayı senin için beklettim... sana sarıldığımda anladım onca yıl burada neden kaldığımı... seni soluksuz kalırcasına kokladığımda hissettim, boşuna değilmiş çektiğim onca sürgün, katlandığım onca savruluş... sen de söylüyorsun burada ne yaşanıyorsa sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşanıyor, diye.... Devamı

bu yazıdan ne anladınız....banada anlatır mısınız...

2006-08-04 19:38:00

bu yazıdan ne anladınız....banada anlatır mısınız...   Tek başıma hiç sorunun yanıtını bulamıyorum soruların. Hep yeni hayatlar yaşamayı isterken kendimi aynı hayatı tekrar tekrar yeniden yaşarken buluyorum. Umudum kalmadı artık; bu dünyada düşüncelerimi, beni, duygularımı gerçekten anlayacak birini bulmam imkansız görünüyor artık bana. Ama evde duramıyorum yine de. Kendimi sokaklara atmak, insanlarla konuşmak, kendimi onlara anlatmak istiyorum. Dinliyor gibi gözüküp dinlemeseler de, anlıyor gibi yapıp gerçekte anlamasalar da; Bir agırlık yükleniyorlar üzerime. Durmadan hesap soruyor benden. Tekrar tekrar aynı görüntüler belleğimi kanatıyor. Ve hep o yüz. Yüzdeki o ışık ömrümü ortadan ikiye bölüyor. Ne geriye dönebiliyorum, ne ileri gidebiliyorum. Öğrendiğim her yeni bilgi eski inançlarımı koyulaştırmaktan başka bir şeye yaramıyor. O yüzün sahibine kaderini anlatmak isterdim. Oysa o yüz ışığının farkında bile değil. Kendisine rağmen yaşıyor o ışık yüzünde. ilk bu mu geldi aklına, seni tanıyamıyorum, demiştin. Neden ilk tepkinin o olduğunu bugün bile anlamış değilim; ama ne zaman aklıma gelse acaba yalnış mı yaptım?, utanıyorum. Ve daha binlerce soru, acıtan sorular. Bu acılardan kurtulmak için insanların arasına karışmak istiyorum. klavyenin arkasında değilim aslında, istediğim yere gidebilirim, istediğim her şeyi yapabilirim; ama ne yapsam, nereye gitsem hep aynı şeyleri hatırlayan belleğimin tutsağıyım sanki. Ben değil, duygularım götürüyor beni istediği yere. Sevgi nasıl bulaşıcıysa buda öyle bulaşıcı. Nasıl bakıyorsa insan dünyaya, öyle görüyor ne görüyorsa. Kararmışsa gönlü insanın, nereye baksa orada kararmış gönüller görüyor. Dibe vurmuşsa hayatı, kimi görse dibe vurmuş sanıyor; Oysa... Devamı

BIR KUTU DOLUSU YAŞAM GÖNDERIYORUM SANA

2006-08-04 19:36:00

BIR KUTU DOLUSU YAŞAM GÖNDERIYORUM SANA Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını... Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye... Düsler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye. Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocugu yeniden tadabil diye... Günesin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım. Ruhlarımız aç kalmasin diye... Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür. Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için.... Bir buket sevgi, bir yudum ask ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylasmayı anımsayalım diye... Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen simdi bunu yapalım diye... İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye... Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor. Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin. Yaşamak için yarini bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver. Kısacası bütünüyle "İnsan" ol. Unutma (!) yaşam dokuması henüz tamamlanmamış, olaganüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan bosluğu yalnız sen doldurabilirsin. Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartiyla istediğin her şeyi dene bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın ne de kırık bir... Devamı

SEVDiGiM

2006-08-04 19:33:00

SEVDiGiM Bazen insanlar düsünürler. Hayatin anlami ne diye. Bunu zaman zaman ben de düsünüyorum. Hayatin anlami nedir diye?… En azindan seni taniyincaya kadar düsünüyordum. Gerçeklerin aci oldugunu ve bu yüzden biberin gerçek oldugunu anlatan bir espriyi animsadim. Halbuki biliyor musun, bütün biberler tatlidir. Zira, hayat sanildigi kadar acimasiz ve aci degil, sadece hayattaki tadi alabilmeli, kendi istedigin gibi yasayamadiklarin ile beraber ölüp gittiginde çevrenin sana bir yardimi olmayacak. Kendini özgür birak, ne hissediyorsan onu yap. Çogu insan gibi mesela benim gibi, ne yapman gerekiyorsa onu yapma, birak duygularini perdelemeyi, birak irmaklar gibi cossun. Bir sevdiginin elini tutarken yasadiklarinin yanlis oldugunu düsünüp hayiflanma. Birak o sevgi senin tüm benligini sarsin. Eger onun gerçekten aradigin olduguna inaniyorsan, ona simsiki saril, onu yasa, onu birakma… Günün birinde belki anlarsin ne kadar sevdigini, ne kadar sevebilecegini, ne kadar sevildigini, ne kadar sevilebilecegini… Ama is isten geçmis, sevgilin, seni seven gitmis, yitmis olabilir. Iste o zaman üzülme vaktidir. Yerli yersiz aglama vaktidir. Iste o zaman çevrene dönüp, simdi ne yapacagim diye sorma vaktidir. Alacagin cevabi sana söyleyeyim güzelim; BILMIYORUM diyecekler, senin dedigin gibi… Ben biliyorum oysa, oysa sende biliyordun. Hep bildin zaten. Ama öyle olmadin. Ama artik sen de biliyorsun, biliyorsun ki, en azindan bir kez gerçekten sevildin ve yine biliyorsun ki, bu sevgi bitmeyecek. En azindan ben bitene kadar. Yasa.. Dogru bildigin insani bul ve onunla yasa, ama bu dostunu sakin unutma. Bil ki unutulmayi hiç sevmem. Ve bil ki kurallarim vardir, herkes buna uymak ... Devamı

HAYAT DIYE BIR SEY VAAAR...

2006-08-04 19:31:00

HAYAT DIYE BIR SEY VAAAR... Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yasadiginizi, günler, kızgın küller gibi bütün duygularinizi kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdıgınız olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle söyle bir koltuğunuzda dogrulduğunuz, aniden bir yaz yağmuru gibi bosanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir ağaç gölgesinde bir an durmak, bir aksam üstü denize baktığınızda bu sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, elele tutuşmak, bir avucun bir başka avuca dokunmasının yarattığı ürperti de hayal hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera, çekildiniz mi hayattan, hayatın sizin bulunmadıgınız yerlerde yaşandığına mı inaniyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her şeyi, yorgun ruhunuz yeni coskular için hazır hissetmiyor mu kendini? Delirdiniz mi siz? Bu köşe başında karşınıza ne çikacağini biliyorsunuz, biliyorum genellikle köse baslarinda açlık ve ölüm çikiyor karşınıza ama kim bilir, belki eski bir dosta, belki güzel bir kadına, belki okunmus kitaplar satan bir sahafa da rastlayabilirsiniz, bir piyano sesi duyabilirsiniz ya da bir kafkas türküsü açık bir pencereden, bir söğüt ağaci görebilirsiniz çocukken kabugundan düdük yaptıgınız, dans adımlarıyla yürüyen bir çift bacak geçiverir önünüzden, bir oglan bir islik çalabilir, hatta siz bile çalabilirsiniz. "Ne sevinci, ne hayati, ne eglencesi, para yok ki" diyorsanız eğer ve eğlenmek için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, emin olun paranız oldugunda da eğlenemezsiniz, para eglenceyi çesitlendirir sadece ama eğlenceyi yaratamaz,görüşmek parayla degil, şarkı mirildanmak parayla degil, "acaba şimd... Devamı

insanlerın eksikleri

2006-08-04 19:26:00

Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış . Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş.. Hoca: -“Getir çocuğu ..bir bakalım” demiş. Ertesi gün baba oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüş ve -“Tamam demiş..yarin eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz” Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çalış demiş. Çocuk bir hafta ayni hareketi çalışmış.. Sonra hocasinin yanına gitmiş. -“Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?“ diye sormuş. Hocanın cevabi: -“Çalışmaya devam et” olmuş... 2 ay ,3 ay ,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir yıl boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamış. .Hocanın yanına tekrar gitmiş: -“Hocam bir yıldır ayni hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?” -“Sen ayni hareketi çalış oğlum .. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz”.. 2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10.yılını doldurmuş. . Bir gün hocası yanına gelip. .. -“Hazır ol !” demiş.. “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarin maça çıkacaksın!“. Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var. .. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir sansının olmayacağı düşünmüş ; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. .. Turnuvanın ilk gün&u... Devamı

Kelebek Kanatlı Hayat

2006-08-04 19:20:00

     Kelebek Kanatlı Hayat Evet kardeşim, kelebek kanatlıdır hayat. Çok uzun görünür ama üç günlüktür. Şöyle bir an geriye dönüp baktığımızda, çok uzun gibi görünen koca yılların takvim yapraklarının bir bir yırtılması ve çöpe atılması gibi ne kadar çabuk ve boşa geçtiğini görüyor insan, değilmi ya! Dedim ya üç günlük hayat;dün, bugün ve yarın. Ötesi var mı? Dün tatlısıyla acısıyla anılara aittir; yarın henüz yaşanmadığı için sahipsizdir; bugün ise yaşanan gündür ve bizim sahip olduğumuz tek an budur. Yaşadığımızın ispatıdır bugün. Nefes alışımızın, sevdamızın, öfkemizin ve dahi aylaklığımızın can bulduğu andır bugün. Bugün değerlidir kelek kanatlı ruhlar için, çünkü onlar bugünün hemencecik geçivereceğini iyi bilirler zira, onlar anı yaşarlar, dünü değil; hele hele yarını hiç değil. Onlar bilirler ki yarın ucu görünmeyen bir karanlık tüneldir. Anı yaşamak onlar için zordur da aynı zamanda. Bilirler ki, mücadele bu yaşanan andadır ve herkes ama herkes acımasızdır bu zaman diliminde. Oysa ki onlar kelebek kantlı kalpleriyle çok çabuk incinirler. Üstelik onlar kelebek kanatları gibi narindirler çok çabuk ufalanıverirler başkalarının acımasız pencelerinde. Kelebek kanatları gibi güzel ve göz alıcıdır onlar ve herkes onlara sahip olmak ister.Bu nedenle kelebek avcılarının ağlarından daha sağlam ve daha hain filelerle vahşi bir hayvan avlıyorlarmış gibi avlanırlar bu kelebek kanatlı r... Devamı

KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİ OLMAYANA / ÖLÜM...

2006-08-03 23:37:00

Eğer sofranda ekmeğini bölüştüğün biri yoksa / Veya / özlemini çektiğin bir yar, uzaklarda / Ya da kaybetmekten korktuğun sevdan / Kopmamışsa hiç yüreğinden bir parça / Hasreti duymamış, solumamışsan / Ağlamamışsan gidenin arkasından....... / Sözlüklerde "ayrılık" senin için / yazsa da olur / yazmasa da. İçinden taşıp dökülen duygulardan yoksunsan eğer / Bir şiirin her dizesinde gülümseyen yüzler belirmiyorsa hiç / Ya da coşturmuyor / ağlatmıyor / düşündürmüyorsa seni, / Dinlediğin şarkılar / hiç kimseyi çağrıştırmıyorsa, / Söylediğin türküler yapraklarını titretmiyorsa efil efil / Damarlarında kan yerine hasretler / sevgiler yeşermiyorsa adam boyu / Davullar çalmıyorsa gümbür gümbür........ / Şarkılar çalsa da olur senin için / çalmasa da. Yağmur damlası kadar bile bir iz bırakmadıysan arkanda / Mütevazi bir sandala bile kürek olamadıysan / Susturmadıysan ağlayan bir çocuğu / Öpmediysen / sarmadıysan bir yüreği / Bırakıp gitmekten korktuğun / Ondan düşüp yine ona konduğun bir çift nemli gözden yoksunsan / Ya da hayatında elini uzatacağın birinden mahrumsan eğer / Toksa gönlün sevgilere / aşklara / Başkasının gözyaşları içine akmıyor / damlamıyorsa yüreğine........ / Yaşam senin için / olsa da olur / olmasa da.. Sevgilere sırtı dönük bir yürek; Çekmecede unutulmuş bir mendil / Açılmayan kör bir kapı / Yağış bilmez kuru bir gök gibidir. / O yürekler / Ne şiirden etkilenir / Ne şarkıyla hüzünlenir... Su sesi gibi gelir ölüm......Ölümden korkmak için bile / Bir sevdiğin / bir sevenin / Sığınacak bir yüreğin / Arkandan ağlayacak bir çift gözün olması gere... Devamı

Dile Gül Koymak

2006-08-03 23:34:00

Dile Gül Koymak Konuşmasından anlaşılır insan. Güzel konuşmasından... Kalbten kalbe yol vardır derler. Bunu biraz daha değiştirerek söylersek: Dilden kalbe yol vardır. Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Asla kalb kırmaz onlar. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar. Katı kalbli insanlar ise, bu mihengi yitirmiştir. Gönül kayalıklarında paramparça olmuştur mihenkleri. Nereye vuracak ve sözünü tartacak? Altın ile bakırı birbirinden ayıramaz artık o. Olur olmaz yerde kelâm eder, ya baş kırar, ya da göz çıkarır. Ilık meltemler gibi soluklar gerek bize. Gönüllere ulaştığında, bahar çiçekleri açtıran. En sert yürekleri dahi yumuşatan, yoğuran, şekillendiren... "Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır." denmiş, derler. Ne kadar doğru. En öfkeli olduğumuz anlarda bile yüreğimizdeki karanlığı gündüz aydınlığına çevirir güzel bir söz. "Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı, / Yağ ile bal ede bir söz." diyor Yunus. Elbette öyledir. En karamsar ve kaos yüklü anları bile cennet iklimine çevirir, alımlı ve iç açıcı bir söz. Bu sebepten, güzel ve nazik konuşan insanların pek düşmanları olmaz çevrelerinde. Bilmeden bir gönül kırarlarsa, hemen tamir ediverirler bir kaç kelimeyle. Mayalarında yalan olmadığı için, inandırıcı bulur çevreleri böyle kişileri. Zaten yalana ihtiyaçları da yoktur, böyle gönül ve söz ustalarının. Bazen bilmeden açtıkları yaralar olur elbet gönüllerde. Ama bu bilmeden olur çoğu kez. Lâkin o yarayı dudaklarından akan bal gibi kelimelerle, sihi... Devamı

Aslında...

2006-08-03 23:30:00

Aslında... Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi... Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi... Seninle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum... Sabahları cebime koyup "iyi ki"lerimi, "keşke"lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi ki"lerimi yanıma... Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu yorgun kelimelerden medet umuyor... Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış, geriye kalan bir et parçasıymış anladım... Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam kalbim sendeki gibi atmıyor... Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum... Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum, aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum... Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar acıtmıyormuş... Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden büyükmüş aslında....   Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi... Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi... Seninl... Devamı

Sen git ben gelmiyorum...

2006-08-03 23:29:00

Sen git ben gelmiyorum... Sen giderken ben yüreğim ellerimde,gözümde yaşlar seni seyredeceğim… Ta ki karanlığın içinde kaybolana kadar… Sonra yavaş yavaş yüremeye başlayacağım… Attığım her adım beni senden biraz daha uzağa götürecek.. İki damla yaş akacak gözlerimden yüreğime.. Her damlada seni çağıracağım…..   Nereye gittiğimi bilmeden yürüyeceğim saatlerce… Ölümü düşüneceğim sonra… Her şeye son vermeyi… Ama aklıma "sen" geleceksin.. Cesaret edemeyeceğim.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni yaşayacağım…   Hiç bitmeyecek bu gece… Bundan sonraki gecelerin bitmeyeceği gibi.. Sabaha kadar resimlerine bakacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden.. Her damlada seni hatırlayacağım…   Elim telefona gidecek.. Seni aramak isteyeceğim.. Sana bağırmak, haykırmak isteyeceğim.. Ama belki korkudan belki istenmemenin verdiği üzüntüden arayamayacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni duyacağım....   Güneş doğacak.. Kimin için acaba?? Benim için olmadığı kesin… Kendimi yollara atacağım.. Kalabalığın içine karışacağım… Tutunacak bir dal,sığınacak bir liman arayacağım kendime… Aklıma "sen" geleceksin.. iki damla yaş akacak gözlerimden.. Her damlada seni arayacağım..   Ablamlar soracak.. Neden diye soracaklar.. Neden gitti?? Verecek bir cevap bulamayacağım..Bildiğim tüm kelimeler sanki senle beraber gitmiş gibi olacak.. İki damla yaş akacak gözlerimden… Her damlada seni göreceğim…   İşte senin istediğin oldu.. İşte benim hayatımın özeti..   Her şeye rağmen ayrılmakta kararlıydın… Ama bende seni içimde yaşatmaya k... Devamı

Ayrılık...

2006-08-03 23:26:00

Ayrılık...   Gitmekmi daha zor yoksa kalmakmı?   Ne dersiniz hangisi daha zor acaba arkanızda birilerini bırakıp yeni ufuklara açılmak mı hiç ardına bile bakmadan, yoksa el sallamak mı gidenlerin ardından?   Hadi diyebilmek hadi, kolay mı acaba sevdiğe, cana hadi diyebilmek git bu yol senin yolun bu yol ışığın bu yol aydınlığın yolu hadi git ardına bakmadan git diyebilmek, kolay mı acaba seven bir kalp için?   Ve gitmek... Kolaymı acaba bir parçanı bırakıp gitmek... usul usul ve sessizce süzülen göz yaşına emanet etmek tüm sevdiklerini ve ardına bile dönemeden gitmek... Burda bir orda binler var demek ve gitmek...   Yada ana olmak yavrusundan koparılmak, ciğer paresinden , herşeyinden koparılmak... dünyası elinden alınmak kolay mı ya yavru olmak sahipsiz kalmak, kimsesiz bu aç dünyanın içine atılmak, sevgisiz, anasız, herşeysiz kalmak kolaymı...   Baba olmak ailesinden koparılan yada... Yada her sese koşmak baba baba diye ama garip kalmak, horlanmak, boynu bükülmek, yıllar yılı beklemek kolay mı acaba...   Adem olmak Havva'sız kalmak... Züleyha gibi Yusuf'a yanmak...  Gidilen yerde Yunus tarafından yutulmak... İbrahim olup İsmail'ini kurban etmek... Amine gibi canını cananını Muhammed'ini verebilmek... Mus'ab olup O'nun uğruna canını verebilmek...   Kolaymı geçmek kendinden, sevdiğinden, yarinden yareninden kolay mı herşeyden geçebilmek...   Gitmekmi daha zor yoksa kalmakmı?   Ne dersiniz hangisi daha zor acaba arkanızda birilerini bırakıp yeni ufuklara açılmak mı hiç ardına bile bakmadan, yoksa el sallamak mı gidenlerin ardından?   Hadi diyebilmek hadi, kolay mı acaba sevdiğe, cana hadi diyebilmek git bu yol senin yolun bu yol ışığın bu yol aydınlığın y... Devamı