Sustukça Sen Oluyorum...

2009-09-06 17:42:00

Sustukça Sen Oluyorum...Sustukça sen oldum. Sen oldukça kendime kaldım seni buldum.Cezasının ne zaman biteceğini bilmeyen bir hükümlüydüm sende..Aşkı taşımak tek özgürlüğüm oldu anlamalısın.Bende kendini üretirken yokluğunu aynı boyuta taşımasaydın keşke..Sen yoksan olmayacaksan ben hangi kimlikle kalkarım ayağa hiç düşündün mü?Yığılıp kaldığım her yerde yokluğun çöküyor gözlerime..Hayalinle kalmak, seni yaşamak. bundandır yalnızlığı hiç kimse benim kadar sevemez..Tuhaf bir teslimiyette yokluğunu yaşıyorum hepsi bu!Yokluğunda seni buldukça yeryüzündeki hiç kimsenin anlayamayacağı bir şölen oluyorsun içimde..Eridikçe sana karışıyorum seni sevmek yaşama ve belki en çok sana direndikçe anlam kazanıyor..Sen ve sen..Yalnızlık..Hayır!Sen ve ben.İçimde üretiyorum seni.Birlikte çoğalıyoruz kimseye hesap vermeden.Susmuyorum..Çünkü seni seviyorum…Gözlerimi karanlığa sımsıkı yumuyorum.Sen olmak üzere başkalaşıyorum bir kez daha ve sonsuza kadar sen oluyorum..Aşk yaşamın belirlediği rastlantıların sunduğu yöneliştir söylemiştim sana.Bu zorlu yürüyüşte kimseye tercih şansı tanınmadı elbette bilirdim bunu.O kadar anlamlıydın ki özeldinki tercih şansı tanınsaydı da bile bile ben yine seçerdim..Ödediğim ve ödeyeceğim bedeller ne kadar ağır olsa da..Sana seni anlatmakta bu kadar yetersiz kalmasaydım keşke..Seni şu an yaşamaya ne kadar muhtacım..Tek gerçeğim sensin ve hepte öyle kalacaksın..Yaşamın kırılma noktalarında beni birden bire tek başıma bırakınca sustuysam ve şu an hala susuyorsam onurumdandır..Ben kimi sevdim de sen oldum?Kaç sen vardın son sahnede nasıl bir kimlik taşıyordun söyle bana?Beni herkesten çok sevdiğini söylerken yüreğine inancımı bir an olsun yit... Devamı

Sözü Bendim… Notası Sen…

2009-08-31 21:44:00

                          Sözü Bendim… Notası Sen…Uzun ve sessiz bir veda cümlesini andırıyordu geçen zaman. Kağıda keleme karşı tuhaf bir tedirginlik kaplamıştı içimi. Suya yazı yazmak cümlesini defalarca kullanmıştım oysa ki ama şimdi ki kadar gerçekçi değildi hiçbiri. Eksiliyor tükeniyordum. Benimle beraber biriktirdiğim ne varsa yitip gidiyordu. Ne umut kalıyordu geride ne ıssız bir mavilik. Tutunacak bir dal sığınacak bir liman olmadığını hissettiğinde insan derin bir karamsarlık kaplıyormuş dört yanını; anladım. Gecenin ürkütücü karanlığını bastıran bu karabasanların ortasında dipsiz kuyulara atılan taşları andırıyordu parmaklarımdan dökülenler. Kimselerin bilmediği fark etmediği tuhaf bir melankoliydi bu. Her mısra kendi içinde bir cinayete gebeydi. Her satır arasında katlediyordum harflerimi. Tutkulu aşkların ardından yazılan şarkıların eşliğinde aşka dair ne varsa çarmıha geriyordum kimse bilmiyordu. Kağıda ve kaleme olan bu tedirginlik köreltiyordu beni. Zihnimde uçuşan kelimeleri toplamaya ne isteğim ne de takatim kalıyordu. Zoraki bir veda cümlesinin kurgulanmış senaryosundan ibaretti her şey. Ferhat’ı ya da Mecnun’u görmüyordu artık gözlerim. Adıma inat çoktan unutmuştum ümitlerimi. Gecenin karanlığını kuşanıp korkularım ceplerimde usul usul yol alıyordum sığındığım limandan ayrılıyordum. Şöyle bir göz attım az önce yazdıklarıma. Büründüğüm kimlikler eşlik eden şarkılar İstanbul Marmara. Ne çok şey ile özdeşleşmiş meğer bu mısralar. Ne çok şeyin önsözü olmuş. En çok sevdiğim mısranın altı çizilidir hala zihnimde. ‘ Endişelenme hayalin senin kadar zarar veremez ‘... Devamı

Unutulmazımsın...

2009-08-23 21:33:00

                      Unutulmazımsın... Yıllar yılı acı çekmiştin istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki? Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da... Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım ya da kendimden vazgeçecektim. Hem seni kaybettim hem de kendimden vazgeçtim. Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak var mıydı? Keşke beni böyle ödüllendireceğine hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi… Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla… Beni kırgınlıklarla çelişkilerle cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen "keşke"lerle bıraktın bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor. Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık kendime sözüm geçmiyor. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyük acımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabull... Devamı

Sen Canımı Acıttığını Bile Bilmiyorsun…

2009-08-09 14:04:00

                        Sen Canımı Acıttığını Bile Bilmiyorsun… Acımasız mıyım? Yoksa acınacak halde miyim bilmiyorum.Bilinmezlikler mi çok yoksa bilinmezlikleri ben mi yaratıyorum bir türlü karar veremedim Benim olmanı istemek mi hata yoksa hata seni sevmek mi zaten en karmaşık sorum. Günlerdir cevaplarını bir türlü bulamadığım binlerce soru soruyorum kendime.Sonra itiraf ediyorum Evet seni seviyorum seni istiyorum ama niye bu kadar uzaksın bana? Farklılıklar mı insanı uzaklaştırır birbirinden? Bu kadar mı acımasız hayat ki sırf farklısın diye beni asla görmeyeceksin. Seni çok sevdiğimi öğrenemeyeceksin. Belki de unutmak en iyisi diye cevap buluyorum kendime ama unutmayı bile beceremiyorum. Keşke dünya dursa ya da ben dursam ve dünya dönse gözlerim bir kapalı bir açık derken geçse bugünler öyle ki seni unutabilsem Ve ben yine üzgünüm seni unutamıyorum.... kalbimi kendimce yamalıyorum. Ama artık dikiş tutmuyor yaralar. Gözlerimi kapatma bile fayda etmiyor son günlerde Hak ettiğimi mi yaşıyorum yoksa haketmediğim şey için sınanıyor muyum bilmiyorum. Ama acısına dayanamıyorum En umursamaz halimle bile seni umursarken ben sadece öylece bakıyorum üzgünüm canımı acıtıyorsun ama sen canımı acıttığını bile bilmiyorsun…... Devamı

Yüreğim Dile Geldi...

2009-08-02 20:55:00

Yüreğim Dile Geldi Tebessüm eden yüzün geliyor aklıma ve her şey duruyor o anda…Ne de güzel gülümserdin bana ne de çok gülerdik hatırlıyorum da. Hatırladıklarım bunlarla da kalmıyor işte gerçi kalmasını istiyor muyum bilmiyorum ya orası da ayrı. Keşkelerim sadece daha çok anımız olsaydı keşkeye dair. Keşke daha çok konuşsaydık mesela ya da ben daha da daha da çok söyleseydim sevdiğimi daha çok süprizler yapıp karşına dikilseydim senin gelmediğin o yollarda. Sen sevgilimken bile zoraki gelirken yollardan şimdi gelişini umut etmek niye bilmiyorum. Aşık değil tam anlamıyla şizofren bir aşık oldum işte sayende.Aşk tek kişilik yaşanmazken ben ikimizin yerine de yaşıyorum.Seni sevdiğimi söylüyorum ve yine ben senin o diyişin gibi beni en uyuz eden şekilde “bende seni” diyorum ve tıpkı senin gibi o Munzur gülüşünle gülüyorum kendime.Ben kızıyorum sonra “bende seni de ne” diye yine o gülüşünü takınıyorum sana yakıştığı kadar bana yakışmıyor ama ne yapayım idare ediyorum ve söylüyorum kendime “bende seni seviyorum” diye…Ama sen yoktun işte gerçek olan buydu. Senin yerine bitmek bilmeyen bir umut çöreklenmişti gidişinin ardından yüreğime.Umudun da bir sınırı olmazmıydı ?Ya da olmalıydı sanırım. Umudumun çokluğundan senin hala o yıkamadığın mabedi andıran güvenimden ve acıya duyulduğu iddaa edilen sana dair olan aşkımdan olsa gerek vazgeçtim dediğim anda bile senden vazgeçememem.Kısa bir süre bile olsa istedim aslında senden vazgeçmeyenim sensiz bir hayata merhaba demeyi ama olmadı işte yapamadım başaramadım. Belki de tam anlamıyla isteyemedim bilmiyorum…Ve bu ne zamana kadar böyle gidecek hele bunu hiç bilmiyorum.Geleceksen gel artık ya da söyle gelmeyeceğim de gelmeyeceksen…G... Devamı

***...AYRILIĞA MÜEBBETİZ SENİNLE...***

2009-07-25 22:08:00

***...AYRILIĞA MÜEBBETİZ SENİNLE...*** Kimileri sevince şiirler yazar besteler yapar melodileri söylenir duyulur her bir ağızdan şarkılar. Biz ise tam tersine sadece bizi kalbimizde saklamakla yetiniyoruz kimseler duymasın diye kimseler bilmesin diye.Mayınlı sokaklar misali sanki yüreğimiz el sürmekten yakınından geçmektem korkuyoruz.Çaresizlik içinde sessizliğe gömülüyoruz. Bana hep sorardın ya - sen hiç sevmediğin biriyle birlikte oldun mu ? diye Seni şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Çünkü ben hiç kimseyle yapamıyorum ama bildiğim bir şey var; biz ne yapsak nereye gitsek ruhumuz o yerde yine kesişir ve biz yine birlikte oluruz. Biz seninle ayrılığa müebbetiz sevgili. İki uzak şehirde varsın unuttuk bilelim birbirimizi. Uzaktan izleyelim portremizi hayattaki var oluş çabamızı. Eminim ki birilerinden duyarız nerde ve nasıl olduğumuzu. Sonu geldi diyebilecek kadar cesaretliyiz artık. Bu seni belki son görüşüm olacak ama yinede biz hep uzaktan izleyeceğiz birbirimizi. Yoksun artık hatalarımızı birbirimizin yüzüne haykıramıyacağız tartışmalar yaratmayacağız ve sen her tartışmanın arkasından sığınmayacaksın başka limanlara. Hep insanlardan uzak bir yerde kapanıp bir odaya ağlayacağız birbirimize bazen uykularımız bölünecek düşüneceğiz nerede ne yapıyordur diye. Bazen de bir şarkının melodisinde bulacağız birbirimizi o zaman yalnızlık saracak ruhumuzu pes edip dayanamayacak hale geleceğiz bir an için olmuyor sensiz yapamıyorum;cümlesini itiraf edeceğiz benliğimize işte o anda belki bir telefon çalışında birbirimizin ismini hitap ederek telefonu açacağız. Hayal kırıklığına uğradığımız andan itibaren bu bekleyişler çoğalacak sonra her telefon çalışında birbirimizin aradığını zannedeceğiz. Pes edişler yine çoğalacak ama korkmayacağız. Bugüne kadar yapılan hataları üstleneceğiz;... Devamı

Zaman ayrılık zamanı....

2009-07-19 13:17:00

Zaman ayrılık zamanı... Kırık dökük sesini toparla artık. Gözyaşların yüreğime damlıyor. Dağlanıyorum acınla...Hep gülüşler asılıydı doyamadağım yüzünde. Lütfen izin ver, anılarıma saklayacağım, hatta baş köşesine oturtacağım bu günden kalan gülüşün olsun. Yakışmıyor sana hüzün... Toparlan artık kış günlerimin kardeleni...Bizimki bile bile ladesti. Unuttun mu, ayışığının denizleri yıkadığı gecelerde söyledik biz aşka şarkılarımızı....Aldırmadı mı? Yapma bitanem, o bize aldırmasaydı şimdi elimizde ne kalacaktı. Bak sımsıkı sarıldığımız yaşanmışlığımız var. Eksik mi diyorsun, yarım diye mi söyleniyorsun? Belki de böyle olduğu için hep vazgeçilmez olacak aşk adına yaşadıklarımız...Hem belki kavuşmalar öldürürdü narin aşk güvercinini. Bırak özgürce kanatlansın, mavinin en koyu tonlarında pembe umutlarına kanat çırpsın...Sen yarımsın, ben yarımım, aşk yarım kalmış çok mu?  Tensiz sevişmeleri bilir misin bitanem? Yüreklerin sevişmesi tenden daha tutkuludur. Hatırla, dokunmadığımız bedenlerimizin yaktığı ateşleri...Hatırla o ateşlerle kavrulan gecelerimizi...O tensiz sevişmeler değil miydi şehvet giyinmiş aşka hazırlayan bizi? Korkma bensizlikten canımın yongası. Sensiz de sevişirim ben seninle...Gözlerinden içtiğim adı olmayan kelimeler kazılı benliğimde...Büyütürüm bir bebeği büyütür gibi özenle. Sevişirim sensiz, senli kelimelerim, senli gecelerimle...  Ah be hayatımın anlamı adam...Dilim dönmüyor yokluğuna dair hislerime...Kelimeler nasıl da yetersiz...Aradım taradım, tüm sözlüklere baktım. Sensizliği anlatan o keskin kelimeyi bulamamışlar aşkım. Onu hissedebilen bir tek benim. Ne yazık ki ben de o kelimeyi bulmakta işte böylesine yeteneksizim...Çaresizim harflerin ses vermediği duygulara karşı... &nbs... Devamı

Kasım karanlığı...

2009-07-12 13:52:00

                            Kasım Karanlığı...Belki de elimin titrek olma sebebi de; kaynağını yırtarcasına belli eden miğde bulantım gibidir. Kendimden bile inkar ettiğim bu dramatik kararmalar; hayatımın nerdeyse tümünü kaplamıştır zannedersem. Dimağımda güzel hatıralar;parıltısını belli edemezken içimdeki trajedi üçgeninde;hayatımı domine eden ardışık gölgeler bir karabasan gibi üzerime çöküyor...Bazen kafamın girdabında canlanıyor; şu kalemlerin dili olsa acaba bana ne fısıldar? Kendilerine yaşattığım titreme kaynaklı atakların hesabını nasıl sorar bana? Yazdıkça bitmeyen ve kağıda döküldükçe kaleme kan kusturan denemelerime nasıl küfreder? Belki de bu sadece benim kafamın yalınlığı ve hayal gücümün bitip sönen bir bir mum misali tükenişidir. Bunu düşündüm; belki kalemlerin dili olsa benim girdiğim sisli bunalımı çözer dönüş biletini alamadan çıktığım yolculuktan beni döndürür sandım bir an için...Trajedilerimi yırtıp atıyorum her seferinde. Ama kalbimde beliren anlık bir ışık tüm düşüncelerime hakim oluyor adeta bir dikdatör gibi hükmediyor...Girdiğim bu dramatize savaşlar karanlığa rehin bıraktığım geçmişimi hatırlatıyor bana. Hep aydınlıkla kavga ediyor karanlıklarım ve her seferinde karanlık üstün çıkıyor beni uçuruma iter bir güçle. Kaosa sürüklenen beynimin kurtarıcısı tayin ettiğim anlar şimdi beklentilerimi darmadağın ediyor. Mantığım o anların hiç yaşanmamış olmasını uman kalbime gerçeği vuruyor akisi bir işkence yaparcasına...Geçmişim şimdi girdiği tozlu raflardan çıkıyor ve bana bir şeyler fısıldıyor. Gecenin ürkek sesi ka... Devamı

Bu gece sen geleceksin ...

2009-07-09 22:32:00

Bu gece sen geleceksin Bu gece sen geleceksin! Suskun matemime bir martı gibi... Çekmiyorum perdeleri ve söndürmüyorum ışığı. Ağlamaklı gözlerime bu gece sen geleceksin! Gelirsen uykusundan yeni uyanmış bir menekşeyle gel. Her bir yanın ıtır kokuyorken gel. Gelirsen, ay rengi sesinle gel; bilsen nasıl özlemişim!... Gelirsen, bendeki "sen"le gel. İçimde kanayan özlemin ve ben, gelmeni bekliyoruz. Bu gece sen geleceksin! Mutlaka geleceksin. Bana, şakaklarımı sarsan sarı bir beyazla geleceksin. Bana , son yangınlardan bir sevda masalıyla geleceksin. Bana, kahkaha çiçeklerinin sessiz hıçkırıklarıyla geleceksin. Bana, talan olmuş bir bağın yetim gülleriyle geleceksin. Bu gece sen geleceksin. Aşkın en son itirafıyla, öyle mahcup geleceksin. Gelirsen, bir daha gitmemeyle gel! Gelirsen, hiç işlenmemiş ihanetlerle gel. Gelirsen, savunmasız tek bir yüzle gel. Gelirsen, incitilmeyerek, masum bir aşkla gel. İçimde pusatsız sevdan ve ben, gelmeni bekliyoruz. Bu gece sen geleceksin! Ipıslak bir şarkıyla geleceksin. Gece rengi gözlerinle geleceksin. Mutlaka geleceksin. Bana, acı ve ıstırap sonrası vuslatla geleceksin. Bana, kızıl ve turuncunun yüzyıllık ufkuyla geleceksin. Çıplak ayağında bir yığın yolla bu gece sen geleceksin! Gelirsen, yalnız bir vagonun yolcu düşüyle gel! Gelirsen, kimsesiz peronların, kimseli sevdalarıyla gel. Gelirsen, fırtına yorgunu gemilerin rıhtım sevinciyle gel. Gelirsen, Arnavut kaldırımlarının kalabalık ve cesur yalnızlığıyla gel. İçimde sen ve ben, gelmeni bekliyoruz. Bu gece sen geleceksin! Çekmedim perdeleri ve söndürmedim ışığı. Ayak seslerin vuracak kalbime ilkin. Şaşıracağım, konuşacağım, susacağım... Belki de bir garip küseceğim; hayır hayır geldiğin yöne doğru delice koşacağım. Bu gece sen geleceksin. Bana seni getireceksin. Mutlaka geleceksin! Gelirsen, saçlarını taradığın rüzgar... Devamı

EY AŞK KALK AYAĞA VE AĞLA TUTUŞUNCAYA DEK...!

2009-06-28 11:27:00

   EY AŞK KALK AYAĞA VE AĞLA TUTUŞUNCAYA DEK..!Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların iç dökümünde. Rüzgar saçlı bir yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde Nuh´un ayak izleri. Adıma küstüm... İsimsizliğimin ölgün kentlerinde vurulup duruyorum, sana hep altı susuş kala. Hadi konuşsana! Susma gözlerime öyle derin derin. Kimsesizliğimin kimliğine suret olmayacak mısın yoksa? Aynalarda göremediğim hükümsüz yüzümü, yüzüne kabul etmeyecek misin? Bak el pençe divan durdum aşkın önünde, beni biraz daha susarak acıtacak mısın sesimi? Biliyorsun, rengi mahpus aşkımın mahşere and içen gözleridir sensizlik. Ey boğazıma kadar battığım yağmur, hadi al beni! Gözbebeklerinde yıldızlar eriten gece, hadi boğ beni! ´´YAĞMUR GECEDEN AL BENİ´´. Ey Aşk! Güzellik bile sana meftun değil mi? Düşlerimden başka bir hüzünde yaktım mı en meczup tebessümleri? Bilsen, çöle kesmiş tenha bir gökyüzü indi geceme. İçine kan bulaşan tekinsiz uykulara uyudum. Kurak bir intihar düştü şairliğin yazgısına, yığıldım kaldım ´´bana inmeye korkan SEN uçurumlarında´´. Sevdiğim! Acıya düşen içine, içine düşen acıya, tufanıma, rüzgarlığıma yenik geldim. Tutma ellerimi düşeceksin yoksa. Duru bir gülüş anında saklısın sen, an gibi. Altı harflik susuşun kıyamet ağrısı dilimde. ´Aşk bitti, yüzümü buldum´ ... Devamı

GÖNLÜMÜN KIYILARINDA GEZİNİP DURMAKTA HAYALİN...

2009-06-20 12:11:01

GÖNLÜMÜN KIYILARINDA GEZİNİP DURMAKTA HAYALİNSahillerimde ayak izlerin kalıyor. Ayak izlerin sıradan değil, biliyormusun? “Demek, sıradan olmayanların ayak izleri de sıradan olmuyormuş” diyorum. Ayak izlerini seviyorum! .. Ve içimdeki deniz; yalayıp durmakta, sahilimde kalan öpülesi ayaklarının izlerini! .. Ve de usul usul sokulup, sana dokunup durmakta... Güneş vurmuş gibi kızarmış yanaklarını; utanmış olmalı, diyorum! .. Tek aşinası sensin kumsallarımın... Nedendir bilmem, senden başka kimsecikler uğramaz buralara. Ya da tek sana açılıyor bu sahilin kapıları. Ve de olanca güzelliği bir tek sana sunmakta... Makuldür... Sabahın ilk saatleri bu. Gecelerim; koyu lacivert renklerinden ilk sana soyunmakta. Ve; günün ilk ışıklarıyla birlikte; hayalinin rengiyle bütünleşip, pastel tonların, muhayyilendeki tonunu kuşanmakta... Yosun kokuyor martıların sesleri! .. İyi ki, varsın diyorum. Zira yokluğunda, fırtınalarım kum savururdu buralarda... İyi ya; ya senin içindeki denizden ne haber? O da beni gezdiriyor mu kıyılarında? Ve ayak izlerime ve bana dokunup duruyor mu? .. Gizli gizli okşuyor mu hayallimi? .. Ve; uyutuverecekmiş gibi bağrında beni, mahmurlaştırıyor mu senin gözlerin gibi benim gözlerimi? .. Suss... Konuşma... Sen hep sus! .. kokusunu duyduğun yosunlar gibi sus! .. Martıları kim anladı bugüne kadar? Üstelik de çığlıkla anlattıklarının sırrına kim erdi? Ama, sabahın bu ilk saatlerinde, martılarımın ilk çığlığını, bir demet halinde, iyot kokan sahillerimin ilk sana duyurmakta... Yosun kokuyor martıların sesleri... Ayak izlerine bitiyorum... Sularım çalkantıda! Ayak izlerine doluyorum! Ayak izlerine bir sandal, iki de martı düşürüyorum. Seni seviyorum... Bu yosun kokuları hiç bitmesin... Ve sen; gönlümün kıyılarından hiç eksik olma diyorum! Terledikçe açıl denizlerime, zira ... Devamı

DUY BENİ...

2009-06-14 11:40:00

              DUY BENİ Kuytularında kaybolduğum şehirden sesleniyorum sana… Duy beni!!! Dilimin ucunda öbek öbek sevdalar biriktiriyorum sana nice zamandır... Paslı avuçlarımdan yedi iklim döküyorum köprü altlarında titreyen kışların üzerine... Nedense hala titremekte ellerim, ip üstünde acemi cambaz gibi…Tutuversen elimi aşka çağırırcasına ve durdursan kalbim hariç bedenimdeki tüm titreşimleri… Soluklayıp yüzyıllık özlemleri saniyelerin sonsuzluğunda eritsek.. Sonsuza dek bir olsak; bir sen, bir ben olsak… Ve başka hiç bir şey olmasa dünyada….Altını çizdiğimiz bir sürü süslü cümlenin satır aralarında kalmış,fark etmeden üstünden geçtiğimiz nice yolda kavuşsa birbirine gözlerimiz tüm ayrılıklara inat…Güneş tutulması kadar güçlü olmalı göz bebeklerimizin tutulması ama kalabalık olmamalı onun kadar.Öyle gelmelisin ki bir ben anlamalıyım geldiğini.. Ürpermeli şehir… Sokaklar ürpermeli, hatta kaldırımlar, elektrik direkleri…Hayata dair ama hayattan öte olmalı adımların bana yaklaşırken… Gürültülü olmamalı sevdanın sesi; sessiz, derin ve inceden yaklaşmalı kalbimin tenhalığına… Bir güz günü, gönül kuşlarımı göç etmekten alıkoyacak kadar sıcak olmalı tenin, ardında puslu gülüşler bırakıp gelmemeli yolların bana…... Devamı

Suya Dökülen Hüzünler....

2009-06-07 19:24:00

  Niye bu sahili seviyorum düşünüyorum. Sahil işte dalgalar kuşların geceye bıraktıkları çığlık rüzgarın dalgalarla raksı. Kafamda bin türlü soru. Neden hâlâ seni unutamadığım sorusu hepsinden daha ağır. Ağır Sevda dedikleri duygu buymuş oysa.. Beynimin içinde gecen türlü uğultuların ne olduğunu düşündüm. Çaresizlik bu olsa gerek. Koca bir iç geçirme buğulanan bakışlar...Gözlerim bakıyor fakat ötelere medyun sana iştiyak içinde.. Seninle olduğum zamanlar üşümenin ne olduğunu hiç bilemedim. Çünkü sen üşüyordun bende kendi üşümelerimi unutuyordum. Oysa yalnızlık adamı öyle üşütüyor ki. Sevda adamı değil kışta ağustosta bile üşütür. Gözlerimden inen yaşlara direnmek istiyorum. Dudaklarımı ısırmak. Çaresizce dişlerimi sıkmak. İçimde kaynayan volkanlar alev alev yanan ben. Yutkunamadım bir senin ayrılığın. Boğuluyorum... Nefesim kesik kesik... Bu şehir bu kadar dar değildi oysa bu şehir bu kadar hüzünlü... Kaç kişi boğazın sahillerde denizi seyretmiştir acaba. Kaç kişi benden öncesini düşündüğüm gibi kendinden öncesini düşünmüştür. Kaç sevdalı kendini boğazın serin sularına bırakmak istemiştir. Kaç kişi niye beklediğini düşünmüştür. Kaç kişiye saniyeler saat saatler yıl olmuştur. Zamansızlık bu olsa gerek.. Tarifsizlik.. Çaresizlik.. Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor beynimde sözler kelimeler. Geride kalan yılların bende bıraktığı amansız izleri. Geleceğimi düşünememenin korkuları. Hangisine çare olabilirim... Geçmişe mi geleceğe mi ya sensizliğe. Ya... Devamı

........

2009-05-30 18:00:00

  GÜNAYDINIM’ sın... Fecri aydınlatan sözlerimsin sen...Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin..Ceplerinde hüzün taşıyan kadının avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can...Sen perdelerime düşen günaydınımsın..Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin...Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren adam..Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir..Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime..Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara...Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen...Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ışık dağıtıyorsun şehrime..Alnıma vuran ışıksın..Çünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan... AYDINLIĞIM’sın.... Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben..Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan..Tut sevgili..Mihrabına al beni..Gökyüzüne kanatlandır beni.Kutsa beni yüreğinle..Kutsal mabedinde yaşamama izin ver...Duam olsun nefesin..Nefesim olsun gözlerin..Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle..İlmekle beni ışığına..Kollarına al çocuksu sevinçlerimi...Ört üzerimi ışığınla...Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin..Alnı pak sevdalara kazılsın adın..Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi...Sen hep burada kal.Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol...Kuşluk vaktim olsun sözlerin..Perdelerim seninle gülümsesin...Şehrim seninle ısınsın..Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın...Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın.... YOLLARIM’sın.... Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe... Devamı

Bak Ellerim Burada…

2009-05-23 12:35:00

                                                 Bak Ellerim Burada…   Sen yoktun, geceyi bin yıldıza bölerdim. Uykuyu kendime haram ederdim. Yorgun sabahlara güneşsiz yarınlara uyanırdı her gün yüreğim. Kime sorsam bilmezdi seni. Öfkem onlara değil kendimeydi hep. Ağlamaksa, içe akıtılan gözyaşı, kimse görmezdi... Her yağmur yağışında bu kentte, damla damla düşerdi özlem. Islanmak değildi beni korkutan, o damlalarda boğulmaktı. Yokluğun beni boğardı. Öyle zor ki dayanmak, sensiz geçen her dakika yüreğime çözülmeyecek bir düğüm atardı. Sıkılırdım, bunalırdım da, isyan bile edemezdim, sesim çıkmazdı. Beni umursar mıydın, böylesine acı çekmemi anlar mıydın bilmiyorum? Yoktun çünki, olsaydın ben böylesine acı çekmezdim ki... Olsaydın, özlemek denen şeyin bu kadar zor olduğunu bilmezdim ki... Sahi nasıl gitmiştin sen? Niye gitmiştin? Yıldızlara yazdığımız sevda bitmiş miydi? Kimdi seni çağıran yanına? Bir bulsam cevaplarını bu soruların... Çaresizlik diye bir şey varmış hayatta ve ben bunu yeni öğreniyorum. Bazen kendimle savaşıyorum, seni sevmekten kurtulmalıyım diye. Öylesine karmaşık bir denklem ki bu... Seni sevmekten kurtulamazsam, benliğimi yitireceğim. Ben, ben olmaktan çıkacağım biliyorum. Kurtulmayı başarırsam bu kez yüreğimdeki boşluğu nasıl dolduracağım peki? Sensizliği yaşamaya alışmaktan da korkuyorum. Sensiz olmaya alıştıktan sonra bir gün çıkıp gelsen seninle yeniden birlikte olmayı beceremem diye korkuyorum. Bir çözümü olmalı bu işin. Var biliyorum ama ben ... Devamı