Her Damla Yaş Yine İçime İçime Akıyor...

2010-02-27 21:06:00

 

 

Her Damla Yaş Yine İçime İçime Akıyor.

 

Her şeyinle gitmiştin benden kalbimden söküp almıştın ne bıraktıysan emanet… Çok zordu ilk zamanlar kendi kendimi aldatışlarım kendimden kaçışım kokundan uzak oluşum evet…Ama gittikçe inanmaya başlamıştım yavaş yavaş kurtuluyordu kanım bu zehirden…Yazmayı bile bırakmıştım seni hatırlatan her şeye ama her şeye kapatmıştım yüreğimi kırmıştım kalemimi.. Yavaşça kalkıp aynaya baktım.. “Yeter” dedim..Bu kadar acı yeter.. Sonu yoktu çünkü... Ve ben mazoşist olduğumu düşünmeye başlasam da artık değildim gülmek istiyordum eskisi gibi olmak karanlıkta bile ışık aramak... Her daim somurtan karamsar bir benden kendim bile nefret etmişken başkalarının acıyarak bakması koymuyordu bile…Ayağa kalktım sonra..İlk defa bu kadar güçlü hissettim kendimi..Yalanlar söyledim.Buna ihtiyacım vardı çünkü..Ona değmez dedim..Değen bir insan bu kadar yaralayamazdı çünkü. Bu kadar kanatamazdı...Yarattığı şaheseri gururla izleyemezdi…

 

Gittim… Kilometrelerce uzağa…Otobüs camına yaslanmış başım vardı sadece . Yorgun bir kalbin sessiz feryatları vardı...Düşünmemeye çalışırken iki damla gözyaşı damladı gözlerimden..O damlalarla birlikte kaybolduğuna inandım..Aramayacaktım bir daha…Bavulumu boşaltırken araya sıkışmış resimlere takıldı gözlerim.Uzun uzun bakmadım ilk defa!… İlk defa gözlerinde boğulmadım…! Ve alışmaya başladım sonra yokluğuna…Düşünmüyordum hiç ve bu beni mutlu ediyordu..


Sanki bağımlı olduğu maddeyi bırakmış
yoğun çabalar sonucu iyileşmiş bir hasta gibiydim...


Gözlerimi açtığımda gülümseyebiliyordum gökyüzüne
doğan güneş canımı yakmıyordu..Ve ben artık kendime “mazoşist” kelimesini hiç mi hiç yakın bulmuyordum.. Yeniden denedim sonra… Sevebilmeyi..Oldu ya da olduğuna inandım bilmiyorum…Belki sadece ilaçların yanında alınan bir vitamin hapıydı bu..Belki senden arındığımdan emin olmak istiyordum sadece..Daha da mutlu hissediyordum kendimi..Sanki seni yendikçe kendimle gurur duyuyordum...! Herkes olabilirdi hayatımda ama sen olamazdın!


Bir daha acıtamayacaktın çünkü yüreğim artık seni tanımıyordu…!


Sonra geri döndüm bir süreliğine… Değişen hiçbir şey yoktu şehrimde… Işıklar
sokaklar caddeler hala aynıydı…Ne kadar da özlemişim kokusunu bile tanıdık yüzlerini.. Hepsi güzeldi hala her şey aynıydı bıraktığım gibi… Bu geceye kadar! Öyle başıboş dolaşırken sokak ortasında silüetin belirdi karşımda birden… Gözlerim karardı elim ayağım titremeye başladı nefes almakta bile zorluk çekiyordum…Görmemezlikten gelmeye çalıştım deli gibi yürüyordum nereye gittiğimi bilmeden…


Şizofren miydim
sen geçirdiğim bir nöbet miydin anlamaya çalışıyordum..!


Nolur dönüp bakma diye yalvardım içimden nolur bakma
bakma arkana! Ama baktın.. Gözlerin değdi gözlerime birden…Başka hiçbir ses yoktu sesinden kulaklarımı sağır edercesine büyüdü kelimelerin.. Titreyen dudaklarımdan iki kelime çıktı sadece senin ağzından çıkanları tekrar etti… Ve sen devam ederken yoluna arkandan baktığımda anladım.. Ben hep kendimi kandırmışım hep olmak istediğimi olup hep duymak istediklerimi söylemişim kendime..


Titreyen ne sesim ne ellerim ne ayaklarımdı titreyen yüreğimdi…Sen giderken anladım… Giden iki damla gözyaşım seyahatinden dönüp gelmiş yine gözlerime oturmuştu
bu sefer seni götürmediler benden... İçime içime akıttılar yine…

0
0
0
Yorum Yaz