Terk Etmeyen Tek Şey

2013-11-30 19:11:00

                    Hayatın gözyaşları damlıyor her bir an, tane tane… Düşen her bir damla, yürekten kopup dışarı atılan bir dert aslında o anlamlı gözlerden kayıp giden. Seneler geçtikçe zamanın iz bıraktığı yolları izleyip yere düşerken farkında olmadan rahatlatan. Hayat bir sınama tüm yaşayan varlıklara. Bir şeyler tamken bir şeylerin eksik kaldığı, adaletten yoksun saydığımız yaşamın temel kuralı işte. Gülümseme duyulan mutluluğun ifadesiyse ağlayan gözler de ezilen yüreklerin ifadesi. Kâh gülerken kâh ağlamak budandır belki de kim bilir? Rüzgârgülüyüz her birimiz, yüzlerimizdeki ifade esen yönlere döndükçe değişen. Kimi gün fırtınalarda yaşlı bakarken dünyaya, kimi gün güneşli günlerde o kadar güleç ve sakin tüm simalar. Acı bir tebessümde gizlidir bazen hissedilenler o gülümsemenin altında yatar içe dökülen yaşlar. Elbet bir gün ulaşılır diye beklenir eksik olan her şeye, elbet bir gün yaşanır özlemle beklenen o anlar diye ümit sürer yaşam boyunca. En acısı sevginin eksikliğidir kalpleri ezen. Dünyanın tüm güzelliklerini elde ederken, sevgiyi yaşayamamaktır en üzüntü veren. Sevdiğine sarılamadan geçen her anın hasreti sarar yürekleri an be an. Geçen zaman ilaç olacağına katılaştırır, sertleştirir çoğu zaman. Kötü adamlar işte böyle ortaya çıkar filmlerdeki gibi. Ama gerçektir aslında her biri, yaşayan bir tasvirdir hayattan büyülü beyaz perdeye akseden. Dünya döndükçe var olacak kötü adamlar, sevgisizliğin kurbanıdır. Tercihleri sorulmamıştır hiçbir zaman, hay... Devamı

Kalbim içime doğru kanıyor şimdi

2013-10-18 22:15:00

                                Dışarıda yağmur yağıyor şimdi. Ürpertici bir soğuk var üşüyor dışarıda olanlar. Sıcak evlerindeki konforlu insanları hayal ederek bulabildikleri çullarına sarınıyorlar belki de bedenlerini ısıtmak için. Peki ama ruhları… Ruhları ısınabiliyor mu acaba? Hiç sanmıyorum. Ruhu ısıtmak zordur çünkü. Onu ısıtabilecek ne bir ateş, ne de bir ısı kaynağı yetersiz kalır bu koca âlemde. Sadece ama sadece bir çift yürek bir araya geldiğinde ısınır ruhlar. Yani ruhu ısıtabilen yegâne ısı kaynağı aşktır. İşte o zaman belki de bedenini çuluna sarıp ısınmaya çalışan dışarıdakiler bedenlerini de ısıtabilirler böylelikle. Üşüyorum şimdi. Aklının almayacağı kadar çok üşüyorum. Kalbimin buzlarını çözeceğini sandığımda nasıl da bırakıvermiştim kendimi gözlerinin içine. Onların derin uçurumundan aşağı düşerken, ölmekten hiç korkmadım ben. Çünkü orada ölmek bana hayat verecekti biliyordum. Gelip kırılan kemiklerime dokunacaktın sen. Bir şeyim olup olmadığıma bakacaktın. Dokunacaktın küçük kısa tırnaklı ellerinle. Ben mutlu olacaktım oysa o yeşil dünyanın içinde. Oradaki her şeyin yeşile boyalı olması rahatsız etmeyecekti beni. Gökyüzünün bile yeşil olması rahatsız etmeyecekti. Çünkü orası senin dünyandı ve ben o dünyanın uçurumlarından birinden bırakmıştım kendimi… Dudaklarının pembesine baktım o yağmurlu  günde. O anda çocukluğum aklıma düştü. İlkokuldayken annemin eteklerini çekiştirip bana pamuk şeker almasını isterdim hep. Beni pamuk şekere bu denli çeken o... Devamı

kimse sevdama senin kadar yakışmadı

2013-08-08 18:28:00

  İnsanlar gördüm kendilerine yabancı kendilerine garip kendilerine uzak. Hiç bitmeyecek bir yolun yolcusu gibiydiler. Ne dinlenebilecekleri bir mola yeri ve nede zaten varabilecekleri bir yer vardı. Ruhlarındaki kabullenmişlik çirkin yüzlerine yansımıştı. Birbirlerinin kopyası bu insanlar arasında bir yabancıydım ben. Beni aralarına hiç almadılar, zaten hiç girmek istemediğimi bilmediler ki. Tek kelime konuşmadım onlarla. Yine de onlarla aynı adımları atıyordum bilinçsizce. O hiç bitmeyecek sandığım yola çıkmıştım onlarla birlikte bir kere. Koyu gri bir havanın hakim olduğu o yolda ne bir tek yıldız gördüm nede bir tek yağmur damlası düştü yola. Ne sıcak vardı ne soğuk. Kara, kirli bir toprağın üzerinde atıyorduk adımlarımızı. O uzanıp giden yolda ne bir yeşil, ne de mavi yoktu. Görünen sadece uzayıp giden sonsuz bir grilikti. Yol uzayıp gittikçe, binlerce kişi katılıyordu bize. Amaçsız kalabalığa katıldıkça katılıyordu insanlar. Ses yoktu, gülüş yoktu, heyecan yoktu, sadece nefes almaya odaklanmış bir insan güruhu vardı. Bense içimde çoğalttığım sesimi, bir mutlu yüze sakladığım gülüşümü, bir sıcak yüreğe sakladığım sevgimi dışarı vurabilmek için çırpınıyordum. Ama hiç bir yüz, hiç bir ses bu cesareti vermiyordu bana. Bu bıktırıcı, bu tekdüze, bu amaçsız adımların atıldığı yolda bir başka seçenek olmalıydı. Hissediyordum, ben bu yola bu insan kalabalığına ait değildim. Aynı şeyleri hisseden benden başkaları da olmalıydı. Sonra hiç varılmayacakmış kadar uzakta bir kuşun havalandığını gördüm. Bir umut yakalamıştım sonunda. Adımlarımı hızlandırdım. Sıyrıldım kalabalıktan. Koşmaya başladım. Kuşa yaklaştıkça gri hava dağılıyor, güneşin ısısını hissediyor, gökyüzün&uum... Devamı

Kalbimin Sana İhtiyacı Var

2013-07-28 15:10:00

       Bunca yorgunluğun üstüne biraz durup dinlenmek istiyor kalbim. Bir omuza yaslayıp başımı azıcık soluklanmak hatta bir ömür boyunca güçlü görünmek adına tuttuğum gözyaşlarımı kollarında serbest bırakmak. İstediklerim aslında o kadar basit ki belki de bana öyle geliyor. Yaşadığım sıkıntıları üstüne atmak değil derdim. Tam da tersi bütün hepsini unutmak için sana koşmak istiyorum. Yangın yerine dönen şu kalbimi aşkınla söndürmem gerek. Öyle uykusuzum ki gecelerdir bilemezsin. Sensizliğin parçalayan ağırlığından olsa gerek sürekli uyandığım huzursuz uykulardan bedenim yorgun düşüyor. Sen gelsen kafamı koyar koymaz dalıp gideceğim mutlu bir gecenin özlemini çekiyorum. Gittiğin her yerde izini sürerek senin için delice acınası bir hasretle ardından koşarak hep bekleyerek hep özleyerek geçiyor vakit. Ellerimizden kayıp giden şu zamanın geri dönüşü de yok üstelik bundandır kavuşma telaşım. Hayatımı şöyle bir gözden geçiriyorum ne kadar çok ertelediğim umut var. Seni ertelenmişler listesine koymak istemiyorum. Ne varsa yaşanılacak tadını çıkarsak! Bir filmi izleyip gülsek mesela patlamış mısır kokusu eşliğinde. Aşkı kıskıvrak yakaladığımız geceleri çoğaltıp kendimizi sıyırsak bu dünyanın tüm gürültüsünden olmaz mı? Bazen aklının içine girmek istiyorum. Ne düşündüğünü bilmek yüreğinin içine sızarak ne hissettiğini anlamak ve ne öğrendiysem bugüne kadar hepsini unutarak seninle yeniden başlamak ihtiyacındayım. Aklım ruhum sende takılı kalmışken gündelik hayata uyum sağlamak da zor aslında. Dostların kahve sohbetleri bir film karesi el ele yürüyen bir çift gördüğüm he... Devamı

Gönlümü, gönlüne yasladığım

2013-07-12 11:37:00

   Gece nöbetinden mektuplarımın muhatabı... Muhabbet deryasında, bir damla, bir zerre dahi olsa, gönlüme düşüren isim... Satır aralarında sarsıldığım, kendimi bulduğum, ruhu ruhuma tanıdığım... Ve yine bir gece yarısı nöbetinden düşüyor gönlümden gönlüne satırlar... Ana yola bakan balkondan, gecenin bu saatinde geçen 3-5 araba sesi eşlik ediyor bana... Bir de bir ses bölüyor sessizliği... Geceme yoldaş bir ses var kulaklığımdan yükselen... Sezen tüm ihtişamıyla döktürdüğü sözleri haykırıyor. "Yol arkadaşım gördün mü,duydun mu olup bitenleri .." diye. Sonra tanıdık olaylar, tanıdık tepkiler, tanıdık bir cümle düşüyor hatırıma .. "Ben hala bir ölünün en iyi dostuyum !.. " Sonra düşüncelerim çarpışıyor .. Durun savaşmayın diyorum, susturuyorum beynimin içindeki sesleri .. Başımı kaldırıyorum gökyüzüne, bir yıldız .. Su sıralar korktuğum karanlığın ortasından sızıp geliyor sanki .. Yalnız değilsin, korkma ben buradayım diye çığlıklar atıyor .. Hafif bir tebessüm oturuyor yüzüme .. Hoşnutsuz da değilim gerçi bu durumdan .. Soruyorum kendime .. Sahi en son ne zaman oturmuştu bu masum tebessüm yüzüme diye düşünüyorum .. Yine sana varıyor yollar .. Bir an zihnim benimle dalga geçiyor gibi oluyor .. Oysa, kafam gayet yerinde .. Ürperiyorum .. Ruhum gezintiye çıkmış sanki, bedenimle kalakalmışım öyle .. Soğuğun etkisi olsa gerek, kendime geliyorum .. Şehrimde serin havalar hakim olmaya başladı.. Her an üşüyorum, sonra bir an geliyor .. Günde birkaç defa yüreğime ısıtmaya gelişin, muhabbetinle sarıp sarmalayışın .. Fırtınalı denizlerde alabora olmamaya çalışırken, sakin bir liman arayışındayken dinleneb... Devamı

Yokluğun Buz Gibi Soğuk

2013-06-29 15:02:00

        Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum... Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak,uçmak isterdim… Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim donmuş sanki. Gözlerim de... Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme kihiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok… Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz… Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki ... Devamı

Hayat Mevsimler Gibidir

2013-06-16 23:57:00
Hayat Mevsimler Gibidir |  görsel 1

   Bir sabah gri bulutlarla dolu bir pencereyi açarsınız, hayatınızın en mutlu odasına. Her yer, her şey aniden buz keser. İliklerinize kadar ürperirken, umutsuzluk sinsice süzülerek girer içeriye. Oysa bu sabah gülerek uyanmışsınızdır. Daha mutlu olacaktınız, daha iyimser, daha güçlü… Daha da “fazla” olacaktınız, olmadı, olamadınız.   İşte bu sabahların birinde sizi umutsuzluğa sürükleyen mevsimler ile olaylar aynı rotaya dümen kırar. Her ikisi de ansızın, beklenmedik zamanda gelmez. Tıpkı gri bulutların taşıdığı yağmurlar gibi pusuya yatar, hiç fark ettirmeden sessizce sırasını bekler, siz uyanana kadar. Aklınızdaki “geldi mi üst üste gelir” hikâyeleri tam da toplanmış, yeni düzelmiş ruh halinizin üzerine siner. İçinizden bir çocuk çığlık çığlığa oyun oynar “hava düzelecek, bu olaylar geçecek, bitecek, en az hasarla kurtulacaksın” Ama bu çocuk sesi ne derse desin siz hep üzüleceksinizdir.   Bizi teselliye boğan, başımıza gelen kötü olaylarda mevsimler gibidir gelip geçicidir ve sırasıyla ilerler yanılgısıdır. Öyle ya; en derinden sarsan olaylar kış gibidir. Sessiz ama temizleyici. Bilirsiniz ki en acı hastalıklar kıştadır ama hastalıkları da en iyi kar temizler. Beyazlığıyla, soğukluğuyla düştüğü her yarada temizlik yapar. Sıra kendisini temizlemeye gelince bir sabah başka doğan güneşe teslim olur, yok olur gider. Sizin için ansızın doğduğunu düşündüğünüz güneş, mevsimsel yazgısını yaşar, aslında. Ağır sınav bitince ilkbahar gelir, siz sersem sersem gülümsemeye başlarsınız. Ama eli ağırdır ilkbaharın “dur” der. “unutma hemen soğuk acılarını” der ve indirir en olmadık anda tokadını. Siz kapıdan bakakalırsınız sarsınt... Devamı

Gecelerin Çiçekleri Sessiz Açar

2013-06-03 00:25:00
Gecelerin Çiçekleri Sessiz Açar |  görsel 1

      Öpüşlerinin sancılı mevsimlerini atlatınca mızrabımı atacağım denizlere En uzun gecelerin hecelerini tüketince yakacağım bekleyişlerin biletlerini Korsan seferlere çıkacağım, yutacağım şifasız dertlerin hüzün tabletlerini Başlıksız bir öykü gibi, yırtacağım eşkalsiz sevdaların bütün resimlerini Paylaşılmış sızıların terkisinden nasırlı bir yürekle inince toprağa, göğsündeki acıları gizlemek istersin. Her sancının bedeli sevdanın koynunda çekilir, her kavuşma rotası yamalı gemilerin kamaralarında dillenir. Avuçlarının en derin çizgilerine sinen gerçeği ne su temizler, ne de karanlık örter. Uzat şimdi dudaklarını yaşama, yüreğindeki sızıyı ne doğrular kapar, ne de gözyaşların aklar. Yum gerçeğe gözlerini, sana en yaşanası uykular. Durgunken ırmaklar en çok kendi gölgesiyle avunur, dip akıntısıyla karışarak. Dalga büyüyünce ve rüzgarla işbirliği yaparak soyununca artar gelgitler. Bir zaman kapsülüyle parçalanınca tutku, öz kendi penceresini gözler. Yorgun zamanların buluşması başlar sonra, rekorlar kırmak isterken gönül, uyanık gecenin kapılarından bir yel usulca bedeni okşar. Şimdi bir fark ararsın yaşamın pembe duvarlarında. Gözlerindeki perdeye denizlerimin suları çarpar ve ruhunun yazılmamış anları yüreğimin özlem tuzlarını saklar. Birazdan yankın en dik yamaçları aşar, bekleyiş odalarının sarı kuşaklarını kucaklar. Sessizliğin bohçalarını düğümlemişsin, bedenini yataklara sermişsin belki de yar. Kapat gözlerini uykulara öyleyse, düşlerinin yan odalarında iniltilerini dinleyen bir sevdanın gizli gözyaşları ansızın odanı basar. Pencerene gün çarpınca gecenin terini silerdi rüzgârım. Gözlerini aralar, özlemli bakışl... Devamı

Sessiz Sevdam

2013-06-03 00:10:00
Sessiz Sevdam |  görsel 1

                           Sevdamın sesi sessizliği soluyor şimdilerde, Sözlerime kilit, ağzıma mühür vurdum da Yine de susturamadım “sen” diye atan kalbimi. …Kalbime ne diyeyimki Hiç böyle sevmedi, böyle yanmadı ömründe. Hergün, her saat, her dakika varlığını hatırlatırken ekmek gibi, su gibi Seni unutmasını nasıl bekleyebilirim ki. Her nefeste biraz daha acı çekerken içime Yüreğim dilinde dilsiz sözcükler biriktirdi, her nefeste haykırıyor sessiz sessiz sanki duyacakmışsın gibi. Aslında varlığının yokluğu en acı olan Yanıbaşımdayken yıldızlarla aynı mesafede olman kanatıyor içimi. Varlığının yokluğunu tüm soğukluğuyla hissederken hergün Söndüremiyorum bir türlü sol yanımdaki ateşi. Karanlıksız yapamayan geceler, suya muhtaç denizler gibi seviyorum seni. Yaşam soluyorum sayende. Gülüşüne umut dedim ben, ne anlamlar yükledim. Senden habersiz kalbine gönlümü verdim. Yüreğimin en kuytularında seni gizli bir ibadet gibi sevdim. Seni her gördüğümde, gözlerin gözlerime değdiği yerde duruyor zaman. Koca şehrin tek kalabalığı seninle ben oluyoruz. Bir saniyeyi bin yıl gibi hissetmek ne demek anlıyorum o an. Hayatımdaki mutluluk çerçevelerinin içinde hep senin resmin var. Küçük bir mutluluğuma senden milyon tane sığar. Senin olduğun her mevsimimin adı bahar. Küçük bir çocuk bir yetişkinin parmağına nasıl sarılırsa işte öyle sarıldı sevdam yüreğine. Hiçbir zaman kabuk bağlamayan, Hep kanayan yaram olacağını göze alarak sevdim seni imkansız olduğunu bile bile. İç ağrılarım ne kadar çok... Devamı

Yüreğimde Özledim

2013-05-20 08:35:00
Yüreğimde Özledim |  görsel 1

                                    Aklımda bir tek sen vardın, hava çok soğuk, ben hiç tanımadığım duygularla   bilmediğim bir sensizliğe yürüyordum adım, adım. Aklımda gidişinden geri kalan hüzünlü hava, gözlerim bulutlu dilim lal. Aklımda bir tek sen, hece hece sayıkladım ismini. Sayıkladıkça arttı hasretim, arttıkça susadım sana , susadıkça gittin benden, sen gittikçe yavaşladı adımlarım senden, gitmekten korkar oldum , aklımda bir tek sen. İliklerime kadar işledi sensizlik. Soğuktanda soğuktu ayazdan daha ayaz, adımlarımı seyrettim, bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ya sen nerelerdesin! Adımı anıyormusun? bütünüyle söylemesende olur, tek harfini söylesen yeter. Yormasan kendini bana gelmekle beni düşünsen. O da bana yeter, aklımda bir tek sen varsın, yeşil gözlüm. Tüm mevsimleri geçirdim sensiz, kuşlar göçtü tekrar geldi, ama ben seni hiç terk etmedim, hiç geçmedim sevdamdam, aklımda bir tek sen, dilimde sen , kalbimde sen.   Biliyorum yine hiç sebepsiz çıkamıyorum işin içinden. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda sanma ki fark etmiyorum. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini hepsini vuracaksın. Zor duruyorsun. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun halâ. Yok, boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş. Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz , karanlık , dipsiz. Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan; elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar, benim gibi. Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden anlıyorum ne kadar zorlandığını, Senin olmayanları bırak, kendi kelimelerinle ulaş. Haydi söyle! Bağır,&cc... Devamı

Yağmurlu Bir Geceydi

2013-05-14 07:36:00
Yağmurlu Bir Geceydi |  görsel 1

               Yağmurlu bir geceydi. Yine karşı karşıyayız… Başımı kaldırıyorum ve yüzüne bakıyorum. Gözlerinin koyuluğu içinde adeta labirentteymişçesine kayboluyorum.O kapkara kömür karası gözbebeklerinde masum,çocuksu bakışlar…Yüzünde ki tatlı tebessümler biranda her defasında daha da artarak aydınlık veriyor yüreğime…Gözlerin güneşin kavurgan sıcaklığı ortasında ferahlık veriyor bana.Gözlerin olabilmeyi isterdim.Bana bakan bakışları senin gözlerinle görebilmek…Hissediyorum ve görüyorum da başımı kaldırdığımda gözlerin gözlerimde..Neydi bu kadar içime umut veren. Karşımdasın yine,bana gülümsüyorsun.Yüreğindeki güzellik gözlerinin ta içine oturmuş.Nasıl oluyorsa susuveriyorum bir şekilde.Konuşmuyorum,öylece durup seni seyrediyorum.Bana yaşattığın güzellikleri,tebessüm ettiğinde ki gamzelerini,gözlerinin içindeki gülüşleri..Bütün bunları yakalamışken kaybetmemek için susuyorum.Korkuyorum seni bulmuşken hazır değilim çünkü tekrar kaybetmeye.Hayalini karşımda bulmuşken kaybetmek istemiyorum.Seni seviyorum işte.Hiç kimse bilmiyor gönlümdeki bu sevdayı. Ne garip değil mi? Sen yoksun ama ben senli hayaller kuruyorum. Senli sohbetlere dalıyorum. Neredesin, ne yaparsın haberim yok. Bildiğim tek şey yokluğunda bulduğum seni. Sonra seninle sohbete başlıyoruz. Geçmişten, gelecekten, yaşamış olduğumuz acılardan ve yaşayacak olduğumuz güzelliklerden konuşuyoruz. Bir ara gözlerine takılıveriyor gözlerim. Susuyorsun ve beni de susturuyor bakışların. Ve yine beynimdeki tüm sözcükler siliniyor göz bebeklerinin derinliğinde kelimelerim kaybolup gidiyor. Yaşadığım, yaşadığın tüm a... Devamı

Yağmurlu Bir Geceydi

2013-05-14 07:18:00
Yağmurlu Bir Geceydi |  görsel 1

                                     Yağmurlu bir geceydi. Yine karşı karşıyayız… Başımı kaldırıyorum ve yüzüne bakıyorum. Gözlerinin koyuluğu içinde adeta labirentteymişçesine kayboluyorum.O kapkara kömür karası gözbebeklerinde masum,çocuksu bakışlar…Yüzünde ki tatlı tebessümler biranda her defasında daha da artarak aydınlık veriyor yüreğime…Gözlerin güneşin kavurgan sıcaklığı ortasında ferahlık veriyor bana.Gözlerin olabilmeyi isterdim.Bana bakan bakışları senin gözlerinle görebilmek…Hissediyorum ve görüyorum da başımı kaldırdığımda gözlerin gözlerimde..Neydi bu kadar içime umut veren. Karşımdasın yine,bana gülümsüyorsun.Yüreğindeki güzellik gözlerinin ta içine oturmuş.Nasıl oluyorsa susuveriyorum bir şekilde.Konuşmuyorum,öylece durup seni seyrediyorum.Bana yaşattığın güzellikleri,tebessüm ettiğinde ki gamzelerini,gözlerinin içindeki gülüşleri..Bütün bunları yakalamışken kaybetmemek için susuyorum.Korkuyorum seni bulmuşken hazır değilim çünkü tekrar kaybetmeye.Hayalini karşımda bulmuşken kaybetmek istemiyorum.Seni seviyorum işte.Hiç kimse bilmiyor gönlümdeki bu sevdayı. Ne garip değil mi? Sen yoksun ama ben senli hayaller kuruyorum. Senli sohbetlere dalıyorum. Neredesin, ne yaparsın haberim yok. Bildiğim tek şey yokluğunda bulduğum seni. Sonra seninle sohbete başlıyoruz. Geçmişten, gelecekten, yaşamış olduğumuz acılardan ve yaşayacak olduğumuz güzelliklerden konuşuyoruz. Bir ara gözlerine takılıveriyor gözlerim. Susuyorsun ve beni de susturuyor bakışların. Ve yine beynimdeki t&uu... Devamı

MUMLARDA AĞLAR

2013-04-24 07:56:00
MUMLARDA AĞLAR |  görsel 1

                                Ağlamak… Kimileri için kendini boşlukta kaybetmek, kimileri için eziklik belki. Kimileri için derdine ortak olan küçük su birikintileri, kimileri için yalnızlık, umutsuzluk, kendilerine acı verenlere karşı güvensizlik… Peki ya mumlar için ne? Onlar ağlarken, gözyaşları gözlerinin dibine birikip dökülmeyi isterken, onlar ne hissediyor dersiniz? “Hisseder mi hadi canım, hem mum ağlar mı, uçma” derken sesinizi duyar gibiyim; ama benim mumlarım hem ağlıyor, hem de haykırıyor isteksizce akan gözyaşlarını… Dikkatle izledim şamdanın üzerine serilmiş mumlarımı… Onlara yanarken baktım, aslında ağlarken, acılarını açığa vururken izledim. Sonra uzun yanışın ardından pat pat damlayan gözyaşlarını gördüm. Damlaya damlaya değişen biçimsiz yüzünü gördüm en sonra. Yaşlanıyordu… Yok, olmaya yüz tutmuştu mumlarım. Şekilsiz yüzüyle bana bakıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyordu belki de… Sonrasında aniden beliren o haykırışı, bağırışı, hızla sinirle etrafa bakışı ve daha çok ağlaması… Ağlamaktan gücü kalmayan mumum yok olmuştu, eriyip, bitip tükenmişti… Ve sönmeden önce son kez bana bir şey hatırlattı “Mumlar da ağlarmış!”      Devamı

Yağmurlar var şehrimde..

2013-04-02 21:11:00

        Ağaçlar yapraklarını dökerken, sarmaşıklar bir bir solarken, kasımpatılar gülen yüzleriyle selamlarken kışın müjdesini vermedeler şehrimde. Bacalardan çıkan yanık kömür kokuları kaplamakta şehrimin üzerini… Sapsarı bir duman sarmakta şehrimin tüm bedenini… Yağmurlar, şehrimin sokaklarını derelere çevirmede bu mevsimde…  Yağmurlar var şehrimde, mendil satan çocukları da ıslatan.  Yağmurlar var şehrimde, evine ekmek götürme telaşındaki babaların üzerine üzerine yağan.  Yağmurlar var şehrimde, işe yetişme gayretindekilerin ayakkabılarına dolan.  Yağmurlar var şehrimde, çocuk kalbinin hayallerini şimşekleriyle korkutan.  Yağmurlar var şehrimde, sobaların kurulduğu kömürsüz evlerin damlarından akan.  Yağmurlar var şehrimde, sevdiğinden ayrılanların ağladıklarını belli etmeyen.  Yağmurlar var şehrimde de sadece sen yoksun!  İliklerime kadar ıslandığım, kalkık yakamla dolaştığım şehrimde yağmurlar yağıyor yine. Üşüyorum, ama yağmurdan ya da onun getirdiği soğuktan değil yokluğundan dolayı üşüyorum. Caddelerde akan yağmur sularına karışıyorsa gözyaşlarım senin yokluğundandır. Üşüyorsa sigaramı tutmaya gücü yetmeyen titrek parmaklarım, soğuktan değil arasında narinler narini parmakların olmayışındandır.  Burada yağmur yağmaz, dediğin şehirlere geldiğimde yağan yağmurlar oldu bilirsin! Kimse benim için gözyaşı dökmedi dediğinde senin için ağladığım geceleri de bilirsin! Herkes bedenimin peşinde derken hıçkırıklara boğulduğunda ruhunda huzurlar bulduğumu bilirsin! En dertli ve en kederli anlarında sadece bir titrek sesine nice uzak mesafeleri yakın ettiğimi bilirsin! Ama sevilmenin ne denli kıymetli bir şey olduğunu bilemedin!  Sevmiyorum... Devamı